İlk iki kitaba göre çok daha başarılı ve güzel bir dille yazılmış bir kitap. Madalyonun İçi ve Günahın Üç Rengi kitabındaki Gülseren Hanım bana çok soğuk ve otorite gelmişti. Bu kitapta kendiyle ilgili bilgiler vermesi, ayrıntılara girmesi, kendisinin de zor zamanlar atlattığını okumak, perdelerin ardındakini gösterebilecek cesareti olması beni çok mutlu etti. Öncelikle bunun için çok teşekkür ederim. İnsan, yolda yalnız olmadığını bilmek istiyor, bencilce evet ama yine de öyle. Ala'ya gelecek olursak onun için çok mutlu oldum. Var olan annenin yokluğu, annenin annelikten uzak olması bir çocuk için tüm hayatı etkileyecek bir boşluk bırakıyor. Ala'nın bu boşluğu doldurabilmek için çabalaması herkese örnek olmalı. Ala, omuzlarından öpüyorum bu kadar güçlü olduğun için. Ayrica kitapta yer yer hikayeler, Freud, Hitler ve diğerlerine yer vermesi kitabı daha da kaliteli ve dolu dolu yapmış. Herkese tavsiye, dostlara emir.
Daha uygar bir ülkede yaşamaya can atan, Avrupa'da ya da Amerika'da yaşıyor olsaydı her şeyin çok farklı gelişeceğini düşünen, mutluluğun ve iç huzurunun başka ülkelerde bulunabileceğine inanan çok insan tanıyorum. "Kendinizi oraya götürdükten sonra, değişen pek fazla bir şey olmaz," diyemiyorum hepsine.
Deli bir tarladan parlak yıldızlar topladık, hiç gelmeyecek olanı, sevmeyecek olanı bekledik yazarla birlikte. Trajik mi komik mi bilmediğim, buruk bir tat kaldı içimde. İnsan olmanın tüm hallerini, insan kalabilmeyi, kalabilmenin de bedellerini okudum. Duvarlar bile deliriyor Muazzez, biz neden aklı başında gibi davranalım ki dedim. Onlar içlerini döktükçe, gördükçe kusurlarını bir rahatladım, çok şükür dedim biz de az deli değiliz.