Yolda, işte, araçlarda rastladığımız insanların çehrelerine bakın. Ellerinden alınan değerlerin müphem varlığını hisseder gibi donuklaşıp dalgınlaşmışlar. Hepsinin zihni dolu. Yorgun, bezgin ve küskünler. Tümünü henüz tamamlayamadıkları ve tamamlar gibi oldukları bir zamanda daha birçoğunun eksik kaldığını düşünüyor. Bunun için zinde olmaları gereken sabah saatlerinde bile yorgunlar. Buhranları gün geçtikçe artıyor.
Harcamayı mutluluk kabul eden insanların geliştirdiği "kullan at" ya da belirli bir zaman sonra "yenile" kültürünü güçlendiriyor ve bu her alana egemen oluyor.
Bütün ömrü kendi kendini yemenin çilesi içinde geçecektir. Bu, onun içindeki demonu yenemeyen ruhunun aczini, ebedî kürek mahkûmiyeti hâlinde bizzat kendi kendine ceza verdiren, âdeta bünyevi diyebileceğim, içeriden gelme bir adalettir.