Bin yıl önceden bir kralı getirsek, asgari ücretle geçinen bir insanın imkanlarına ona sunsak, kendini cennete girdiğini zannetmez mi? Veya bizi alıp bin yıl önceki bir kralın yaşadığı konfor da yaşatsalar, taştan bir taht,ilkel ulaşım ve iletişim araçları karşısında kendimize hakarete uğramış saymaz mıyız?
Bilgisayarda bir tuşla binlerce işçinin hareketlerini değiştirebilme imkanı firavunda var mıydı? Tek bir işaretle yüzlerce makineyi hareket ettirebilmek gücüne nemrut sahip miydi? Ama şimdi bir çok insanda bu imkanlar var. Firavunun firavun , Nemrut’u Nemrut yapan, şeytanı şeytan yapan kibir ve enayi değil miydi. Onlarda kibir ve emanete sebebiyet veren, insanlara yönetme gücü ve maddi imkanlar değil miydi? Şimdi herkese şeytan, herkese firavun, herkesi Nemrut yapabilecek derecede ayrıcalıklara her insan sahip değil midir?
Rabbimizle buluşmak için mutlu veya mutsuz, fakir veya zengin, dertli veya dertsiz olma şartı yoktur. Bu ilahi irtibat yolculukta da olabilir, evde de, yürürken de… Sesli de olabilir, içten de… Kul, dilediği anda bu iletişimi sağlayabilir. Zamanı kulun kendisi seçer.
Maddi sahalara ait okumalar, manevi ilimlere ait okumalarla dengelenmediğinde, bir yandan akıl gelişip ilerlerken, diğer yandan gönül dünyası çöküntüye uğrar.
Sürekli maddiyatla meşgul olan insan maneviyatta sathileşecek ve bu durum manevi hastalıkların kaynağı olacaktır.