İnsanın Rabbinden başka şeyleri gerçek birer dayanak olarak algılaması sorundur. Birileri olmasa bazı işler yürümez, zor durumda kalırız, diye düşünürüz. Kimileri patron olmasağa ayakta kalamam, kimileri olmasa yaşayamam, kimileri kariyerime bir şey olursa mahvolurum diye düşünür. Oysa insanı ayakta tutan çevresel faktörler değil, Rabbidir.
İnsanın kendini üzerindeki fazilet, güzellik ve iyiliklerin sahibi olarak görür. Oysa kusur ve eksikliklerini sahiplenmesi gereken bir varlıktır o. Elektrik direği aktardigi elektrikle , musluk akıttığı suyla, ağaç verdiği meyveyle nasıl övüniyorsa, insan da kendi üzerinden sergilenen fazilet ve iyiliklerle övünemez. Ancak su akmadığında arıza musluk da, elektrik gelmediğinde problem elektrik direğinde, meyve vermeyince sorun ağaçtadır. İnsan da fazilet ve Kemallerinin değil, günah küsur ve eksikliklerinin sahibidir.Hata ve günahlarından sorumludur.
Kimse kaptanın dalgalarla nasıl boşluğuna bakmaz, gemi limana getirip getirmediğine bakar herkes. Ancak ilahi boyutta önemli olan onun dalgalarla nasıl boşluğudur.
Eğitim görürken, öğretmenlerimizden birine, sınav sonrasında “hocam, çözüm yoluna da not veriyor musunuz? “Diye sormayanımız olmamıştır. Çözümü uzun süren bir matematik problemine, sonuna kadar doğru yürüten, ancak en sonunda basit bir çarpma veya toplama hatasıyla yanlış cevabı veren öğrencinin bu sorudan alacağı puan sıfır mı olmalı? Peki, yanlış bir çözüm yolu yürüten öğrencinin tesadüfen doğru sonuca ulaşmasına tam puan verilebilir mi? Skor acımasızdır ve ilahi adaletin ölçüsü skor değil çözüm yoludur.