Dünya nimetleri, ahiretteki gerçek ve asıl nimetleri işaret eden tabelalardır. İstanbul tabelası, İstanbul’un kendisi midir? Tabelayı İstanbul sanarak oraya yerleşmeye çalışan birinin hali ne gariptir.
Dünya ve içindekiler kendini insana tattırır, onun iştahını açar, fakat onu doyurmaz. Ya o dünyevi lezzetlerin ömrü, ya da insanın ömrün kısa gelir. Tatmin olmak için yeterli vakit hiçbir zaman bulunmaz. Demek ki, bu dünya sadece seyir, doyum ve keyif için yaratılmamıştır. Bunca kıymetli ama kısa ömürlü süslemeler, ders alınsın diyedir, şükür içindir, daimi olan asıllarına ilgi ve sempati uyandırmak ve daha başka yüksek maksatlar içindir.
Gözlükler siyah olduğunda her şeyin siyah görünmesi gibi, kaygılı ve endişeli olduğunda her yerde endişe ve korku görür insan. Kainatı öyle algıladığı için daha da endişelenenir ve böylece bir kısır döngüye girer. Bir hadisi kutsi‘ye göre, Cenabı hak, “Ben kulumun zannı gibiyim, beni nasıl biliyorsa öyle muamele ederim“ buyurmuştur. Kainat, Hakk’ın esmalarının ayinesi olduğundan, kainat ve hadiseleri insan nasıl yorumlarsa, onun özel kainat da ona göre şekillenir.
Taraftar olduğu takımın şampiyonluğuyla, desteklediği partinin seçim kazanmasıyla, takip ettiği dizinin bir sonraki bölümde neler olacağı ile ilgilendiği kadar, ahiretteki akıbeti ile ilgilenmez insan.