lavieennoir

lavieennoir
Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim
Psikanalizin gerçekleştirdiği çok daha şaşırtıcı bir bulgulama da, çocukluktaki ruhsal oluşumların ilerideki bütün gelişmelere karşın erişkinlerde asla kaybolmayarak varlığını sürdürmesidir. Çocukluktaki bütün istekler, içgüdüsel kıpırtılar, çeşitli tepki ve davranışlar erişkinlerde de varlığını sürdürüp uygun koşullarda yeniden kendilerini açığa vurabilmekte ve asla yok olmayıp psikanalitik psikolojinin topografik diliyle söylersek, üzerlerine binen yeni katmanların altında saklı kalmaktadır.
Deneğe telkinde bulunulup belli bir eylemi hipnotizmadan belli bir süre sonra gerçekleştirmesi söylenebilir; denek, belirlenen zamana uyar ve istenen eylemi düpedüz uyanık durumdayken gerçekleştirir ama yaptığını belli bir nedene dayandıramaz. Söz konusu eyleme niçin başvurduğu sorulduğunda ya içinden gelen belirsiz bir güce karşı duramadığını söyler ya da akla pek yatmayan bir neden uydurur, gerçek nedeni, yani kendisine bu konuda benimsetilen telkini bir türlü anımsamaz.
Yaptıklarımız arasında üstün gördüğümüz ne varsa ölüme benzer, her şey ölümdür. İdealler, hayatın anlamsız, yararsız olduğunun itirafından başka nedir? Sanat hayatın inkarı değil midir? Bir heykel, ölümü çürümez bir maddeye hapsetmek üzere şekillendirilmiş, ölü bir bedendir. Hayatın içine daldığımızı hissettiren haz bile, kendi içimize dalmayı, hayatla aramızdaki bağları koparmayı ifade eden, ölümün oynak bir gölgesidir.
Sayfa 237·Kitabı okudu
Günün birinde aniden ilham gelse, sanatın olanca gücü içime dolsa, uykuya bir güzelleme yazardım. Hayatta uyuyabilmekten daha büyük zevk tanımıyorum. Uyurken hayat ve sanat tamamen hükümsüz kalır, varlıklardan, insanlardan tamamen uzaklaşırsınız, hatırasız, yanılsamasız bir gecedir uyku- ve nihayet, geçmişin de, geleceğin de olmayışıdır...
Yanılıyordu Vergilius denen şarih. En çok anlamak yoruyor bizi. Yaşamak, düşünmemektir.