Ben, dışarıyı görmeden içine bakan ben, bu kopkoyu dehlizimde elimi kendi duvarlarıma çarpa çarpa kendi içimde gittim, geldim.
Neden şöyle bilmenin, tanımanın uçucu, uçurucu hafifliğini bir türlü edinemedim ?
En yukardan, tutulmasına alışkın olmadıkları yerden tuttum diye mi her şey elimden düştü ya da zaten tutamadım?