En çok da kendi ile derdi var gibi görünen ama aslında dert nedir bilmeyene hayrandı, güzel görünmenin, cilası dökülmemenin tek yolu buydu sanki. Düşünce zihne hele kalbe taşınmayacaktı, masada duracaktı. Yine el yordamıyla eğilip bükülecek, çekiştirilerek büyük gösterilecekti. Kalbe inmediği için hakkında söylenilenler sahibini yakmayacaktı. Sahibi zaten kim bilir kimdi? Düşünce insana ceketinden bile daha az değecek, ama fiyakalı olacaktı. Nazif’in ise boş dimağına ne okusa ne inse güm diye içeri çöküyordu.