Ama alışkanlıkların kalıcı olarak değişmesi için insanların bu değişimin mümkün olduğuna inanmaları gerektiğini kesinkes biliyoruz. AA'yı böylesine etkili kılan gücün aynısına, yani bir grubun bireylere inanmayı öğretme gücüne, insanların değişim sürecinde birbirlerine yardımcı olmak üzere bir araya geldiği her grup sahiptir. İnanç bir camia içinde oluştuğunda, inanmak kolaylaşır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlar değişmenin mümkün göründüğü gruplara katıldıklarında, söz konusu değişimin oluşma potansiyeline inanmaya başlarlar. Yaşamlarını gözden geçiren insanların çoğu, etkileyici olaylar veya hayatlarını değiştiren felaketler yaşamış değildir. Onlar yalnızca, değişimi inanılabilir kılan topluluklara girmişlerdir. Bu topluluklar bazen tek bir kişiden bile oluşabilir.
Araştırmacılar bunda Tanrı'nın bir rolü olmadığını anladılar. Farkı yaratan, inancın kendisiydi. İnsanlar bir şeye inanmayı öğrendikleri an bu beceriyi yaşamlarının diğer alanlarına taşıyor ve en sonunda, değişebileceklerine de inanmaya başlıyorlardı. Değiştirilmiş bir alışkanlık döngüsünü kalıcı bir davranışa dönüştüren unsur, inançtı.
"Bir yıl önce olsa bunu söylemezdim (anlayışımız işte bu kadar hızlı değişiyor)." dedi New Mexico Üniversitesi araştırmacılarından Tonigan, "ama öyle anlaşılıyor ki inanç kritik derecede önemli. Tanrı'ya inanmanız gerekmez, ama her şeyin düzeleceğine inanma kapasitesine mutlaka ihtiyacınız var.
"Insanlara daha iyi alışkanlıklar kazandırsanız dahi, bu onların içmeye başlamalarına ilkin sebep olan şeyi onarmayacaktır. Eninde sonunda bir gün hayatlarında işler kötü gidecek, hiçbir yeni rutin onlara her şeyin yolunda olduğu duygusunu veremeyecektir. Fark yaratabilecek bir şey varsa o da, söz konusu stresle alkole sığınmadan da baş edebileceklerine inanmalarıdır."
AA, alkolikleri herkesin inançlı olduğu (hatta inancın on iki basamağın ayrılmaz bir parçası olduğu) varsayılan toplantılara sokarak, onları herhangi bir şeye nasıl inanabilecekleri konusunda eğitir. Alkolikler sonunda programa da kendilerine de inanana dek bu eğitim devam eder. İnsanlar bu toplantılarda, sonunda her şeyin düzeleceğine inanma alıştırması yaparlar, ta ki her şey gerçekten düzelene kadar.
Gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. Yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. Yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. Nihai anlamda yaşam, sorunlara; doğru çözümler bulmak ve her birey için, kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir.
Daha önce de söylediğimiz gibi, kamptaki bir insanın içsel gücünü yeniden kazanmasını sağlamaya yönelik bir çabanın, ilk önce ona gelecekte bir hedef göstermeyi başarması gerekiyordu.