"Sigarayı ucunda görünen tütününden filtresine kadar takip ettiğimde, hayatımda gördüğüm en güzel dudaklar tarafından ısırıldığını görüyorum. İlk defa bir sigaraya özeniyorum. Simsiyah uzun saçların perdelediği siyah gözler. Yakmam gerek, diye düşünüyorum. Sigarayı. Saçlarını. Barı. Meksika'yı! Kayra'nın barın üstünde duran çakmağıyla yakıyorum hepsini."
Bütün negatif hayatımdan, fotoğraf negatiflerindeki karanlığın hüküm sürdüğü hayatımdan sonra bir pozitif tarafından öldürülmek ancak şeytanın aklına gelir! Daha çok sarılıyorum. Saçları bütün nefesimde. Ölümü soluyorum burnumdan. Ellerim sırtında kavuşuyor. Neonlarla, beynimde bir yazı yazılıyor yanıp sönen.
"Ölümü anlayabilmekteyim!"
HIV+! Azrail ayağıma geldi, diye düşünüyorum. Hiç beklediğim gibi korkunç değilmiş. Aksine, şeytanın bir oyunu olsa gerek. Bütün günahlar gibi gözlerin görebileceği en güzeli yollamış canımı almak için. Daha sıkı sarılıyorum ölümüme. "Hoş geldin!" diyorum. "Zamanıydı. Zamanı gelmişti! Seni bekliyordum. Öldür beni. Eğer yapabilirsen. Yapamazsan ben seni öldürürüm."
Üç harf çıkıyor şarkının sözlerine karışan, o muhteşem ağızdan. Üç harf. Duyuyorum söylediğini. Ama ben anlamıyorum. Hiçbir şey! Bilmiyorum. Daha ne kadar yaşanacağını. Neyin zevk, neyin acı verdiğini. Üç harf. "HIV."