Hayat, niyetlerin savaş alanıdır. Niyetler, görünmez ama hissedilir; sessiz ama etkili. İnsanın niyeti, eylemlerinin pusulası, kaderinin mimarıdır.
“Üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?” Bu, sadece bir tercih meselesi değil, aynı zamanda bir karakter testidir. Hayat, bazen bizi niyeti kötü olanlarla karşı karşıya getirir. Onlarla yaşamayı öğrenmek, bir sanattır. Bu sanat, sabır gerektirir, anlayış gerektirir, hatta bazen göz ardı etmeyi gerektirir. Çünkü bazı savaşlar, savaşmadan kazanılır. Bazı zaferler, sessizlikle elde edilir.
“Ben bununla yaşamayı öğrendim,” diyen biri, aslında en büyük dersi almıştır: Kontrol edemeyeceğin şeyler için savaşma. Niyeti kötü olan biriyle mücadele etmek, genellikle boşa kürek çekmektir. Onun yerine, iyi niyetini koru, üzümün tatlı suyunu iç ve bağcının emeğini takdir et.
Ben, bu gerçeği gözlemledim,yaşadım ve kabullendim. İnsanın niyeti iyi değilse, ona yapacak bir şey yoktur. Çünkü niyet, kalbin derinliklerinden gelir ve orada saklanır. İyi niyet, güneş gibi aydınlatır, kötü niyet ise gece gibi karartır.Öğrendim ki, niyetler ne kadar karanlık olursa olsun, üzümün tatlı suyu her zaman akar.
Bu yüzden, bağcıyı dövmekle meşgul olanlar, asla üzümün gerçek tadını bilemezler.
Benim kalemimin niyeti üzüm yemek olanların yanında. Benim sözlerim, bağcıyı koruyan, üzümü sevenlerin sesi.
Peyami
Hayat, niyetlerin savaş alanıdır. Niyetler, görünmez ama hissedilir; sessiz ama etkili. İnsanın niyeti, eylemlerinin pusulası, kaderinin mimarıdır.
“Üzüm yemek mi, bağcıyı dövmek mi?” Bu, sadece bir tercih meselesi değil, aynı zamanda bir karakter testidir. Hayat, bazen bizi niyeti kötü olanlarla karşı karşıya getirir. Onlarla yaşamayı öğrenmek, bir sanattır. Bu sanat, sabır gerektirir, anlayış gerektirir, hatta bazen göz ardı etmeyi gerektirir. Çünkü bazı savaşlar, savaşmadan kazanılır. Bazı zaferler, sessizlikle elde edilir.
“Ben bununla yaşamayı öğrendim,” diyen biri, aslında en büyük dersi almıştır: Kontrol edemeyeceğin şeyler için savaşma. Niyeti kötü olan biriyle mücadele etmek, genellikle boşa kürek çekmektir. Onun yerine, iyi niyetini koru, üzümün tatlı suyunu iç ve bağcının emeğini takdir et.
Ben, bu gerçeği gözlemledim,yaşadım ve kabullendim. İnsanın niyeti iyi değilse, ona yapacak bir şey yoktur. Çünkü niyet, kalbin derinliklerinden gelir ve orada saklanır. İyi niyet, güneş gibi aydınlatır, kötü niyet ise gece gibi karartır.Öğrendim ki, niyetler ne kadar karanlık olursa olsun, üzümün tatlı suyu her zaman akar.
Bu yüzden, bağcıyı dövmekle meşgul olanlar, asla üzümün gerçek tadını bilemezler.
Benim kalemimin niyeti üzüm yemek olanların yanında. Benim sözlerim, bağcıyı koruyan, üzümü sevenlerin sesi.
Peyami
Ercan Kesal ile önce nasıl tanıştığımı kısaca anlatmak ve o şekilde incelememe başlamak isterim : @bidunyakitapgrubu1 nun Ankara daki büyük toplantılarından bir tanesi idi ve Ankaralıların iyi bildiği Liman Kitap Cafe de bir buluşma ayarlamıştık. Bizim buluştuğumuz vip odasının yanındaki vip odasını da Ercan Bey e tahsis etmişler. İmza günü etkinliği varmış. Yanımızdaki odada böyle büyük bir oyuncu ve yazarın olduğunu öğrenince tabii doğal olarak birçok kitap alıp, grupça Ercan Bey e imzalatmak istedik. Benim aldığım kitaplar Peri Gazozu , Zamanın İzinde ve Cebimdeki Ekmek Kırıntıları kitapları oldu ve kitapları imzalatırken grubumu kısaca tanıttım ve davet ettim sunumlarımıza, kendisi de bu davetimi sağ olsun kırmadı ve 23 nisan tarihinde şu an incelmesini yapacağımız kitapla kendisiyle olacağız. Ama en önemli kısmı hikayenin sonuna sakladım : Kendisine "Ercan Bey, aktif bir insansınız, değerli bir oyuncu ve yazarsınız, menajerinizin telini ya da mail adresini verir misiniz, irtibatta kalabilmek için." dediğimde bana tatlı bir tebessüm ile şu cümleyi kullandı:" Benim menajerim hiç olmadı, şu anda da yok, sana bilgilerimi kitapta imza attığım kısmın altına yazayım, hem sana da anı kalır." dedi. İşte o zaman anladım Ercan Kesal ın bu kitapta da anlattığı gibi bizden, doğal, egosuz ve buram buram Anadolu insanı olduğunu.
Ercan Kesal , tıp doktorudur. Anadolunun çeşitli yerlerinde görev yapmıştır. Oyunculuğunun yanı sıra yönetmen ve senaristtir de. Ama onu herkes ne yazık ki Çukur dan tanır. Çok geç tanınan bir cevherdir kendileri. Eşi de yine çok ünlü bir tiyatro, dizi ve film oyuncusu, senarist ve yönetmen olan Nazan hanımdır.
Ercan Kesal'ın Ebru ve Nuri Bilge Ceylan'la birlikte yazdığı Bir Zamanlar Anadolu'da filminin senaryosu, 2011 yılında Asia Pacific Screen Awards'da en iyi senaryo dalında ödüle