Kitabın normal romanlardan farklı olarak farkındalık oluşturduğunu düşünüyorum. Hayata farklı bakış açılarıyla bakmanıza yardımcı oluyor. Ölümün nefes kadar yakınında olduğunu anlayan bir insanın hayattan kopamaması ve zevk almaya başlamasıyla birlikte potansiyel davranışlarındaki değişiklik yansıtılmış. Kişilerin ruhsal değişiklikleri anlatılırken bazı terimlerin kullanılması bir yandan okurken bir yandan da öğretiyor.
Sevgili Dost,
Depremin şiddeti neydi bilmiyorum ama bildiğim, taş yığınları arasından iniltilerin geldiğiydi. Herkes kendi evinin, dükkanının önünde tanıdık bir ses duymayı, bildik bir el görmeyi beklerken; her evin, her dükkânın yıkıntıları arasından yükselen ses onun sesi, uzanan el onun eliydi: Yalanın.
Evet, yalan. Yıktığı yetmiyormuş gibi kurtarılmayı bekliyordu. Kurtarılmayı evet, hayatımızın yıkıntıları içinde bile bulunmayı hak etmiyordu çünkü. Biz sokaklarda gecelerken ona bir çadır kurmalıydık. Bütün ihtiyaçlarını temin etmeli, asla sokağa çıkarmamalıydık onu. Asla! Ama o ne yapıp edip çadırın kapısın dan bakmayı başardı. Çünkü elbiseleri süslü. Merhametimizi baştan çıkardı!