"Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir,
Mübtelâyı gama sor kim geceler kaç saat."
(En uzun geceyi; işi¸ onu hesaplamak olan müneccime¸ muvakkite sorma; onlar bilmez. Gecelerin kaç saat olduğunu gama tutulmuş olana sor.)
Tarih davetsiz misafirlere tahammül edemez, kahramanları kendi elleriyle seçer ve ne kadar ısrarcı olurlarsa olsunlar çağrılmadan gelenleri merhametsizce kapı dışarı ederdi.
Kadınların hiç de küçümsenmeyecek bir kesimi gibi o da başkalarının ruh halinden beslenirdi. Başkalarınca beğenildiğinde güzelleşir, akıllı insanların yanında kıvrak zekasını gösterir, güzel iltifatlar karşısında mağrurlanır, sevildiğindeyse aşık olurdu.
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Şeyh Gâlib
(Kendine dikkatlice bir bak; sen âlemin özüsün.
Sen varlıkların gözbebeği olan insansın)
"Siz bize hiç inanmadınız ki, hiç inanmadınız ki, hiç
Oysa bir aktır karaya dönen, oysa çocuklar daha lirique'tir Shakespeare'den. Sonra,
Makedonya falanjistlerinden daha kahraman..."