Kocasının tutku dolu eserleri ile akvaryumdaki balık gibi yaşadığı hayatı arasında o kadar büyük bir uçurum vardı ki bunların aynı kişiye ait olabileceği kesinlikle düşünülemezdi.
Karısı da başka kadınlar gibi bağırıp çağısaydı, başının etini yiyip lanetler okusaydı içi belki daha rahat edecekti. Bu kadar kolay vazgeçmesi, vazgeçişin tortusunu hüzünlü biçimde bastırması adeta nefesini kesiyordu.
Olması gerekenden çok daha sakindi, içinde öyle büyük acılar mayalanmış, öyle onulmamış yaralsr taşıyormuş da bu sadece görünen yüzeyiymiş gibi, korkutan türden bir sakinlik.