Kitabın incelemesine nereden başlasam daha az sinir krizi geçiririm diye düşündüm, bulamadım. Kitaptaki detaylar aklıma geldikçe sinirlerim tavan yaptı, en iyisi baştan başlamak dedim.
Öncelikle kitap yazarın okuduğum ilk eseri ve bildiğim kadarıyla tüm romanlarında olduğunu gibi bunda da toplumsal gerçekçiliği ele alıyor. Gelin-kaynana-koca(!) üçlemesi.
Karakter yapıları kısaca:
Sönük, ağzı var dili yok, vur ensesine al lokmasını, herkesi iyi sanan, aslında bence saflık boyutunda olan gelinimiz Nazan..
Şeytanın arka bacağı hatta haksızlık olmasın Azazilin ta kendisi, her türlü ahlaksızlığı eteğinde taşıyan ama sürekli başkalarına edep-ahlak dersi verme cüreti olan kaynana Hacer..
Ve annesinin şeytana pabucunu ters giydireceğini bile bile dediklerini yapan, (tabi bunlar kendi gevşeklik ve ahlaksızlığıyla bağdaştığı sürece) gönül rızasıyla evlendiği karısı istediği gibi cilveli olmadığından, bundan mesul olarak karısını gören ve gönlü geniş(!) ama avukat (önemli burası lütfen) koca Mazhar.
Bir de ana karakterlerden sonra çokça bahsedilen komşuları Naciye ve Rıza var. Bunlar da birinden belki bir şey koparırım diye girmediği kılık, yapmadığı yalakalık kalmayan, ahlak bekçileri olup ahlaksızlığın daniskası olan çiftimiz.
Olaylar bu karakterler etrafında şekilleniyor ve iyi-kötü birçok insan girip çıkıyor hayatlarına.
Karakterler maalesef ki günümüzde bile tanıdık geliyor. Hani insan, onca yıl geçmiş, bir arpa boyu yol katettiğini düşünürken, bugün dönüp bakınca, 21. yüzyılda kadınların daha yeni birey sayılmaya başlandığını görünce, yarım arpa boyluk ilerlemeden umutlanıyor..
Hikayede olduğu gibi, olan yine kadına oluyor. Ve bu maalesef ki çoğunlukla bir başka kadının eliyle oluyor. Oğluyla göbek bağını kesememiş hatta annesinin memesinden kopamamış erkekler, koca