Kitabı incelemeye başlarken onu iki bölüme ayıracağım. İlki aklımızdaki, ikincisi ise gerçek hayattaki kütüphane...
Kitabı alıp okumadan önce merak etmiştim. Gerekli araştırma ve değerlendirmeler sonucu karar verip okumaya başladım. Açıkçası kurgu olarak farklı ve özgün bir bakış açısı sunuyor okura. Ben sadece kişisel olarak olay örgüsündeki sıradanlığı sevemedim. Olayı, konusu çok iyi seçilmiş düşünsel anlamda çok şey ifade ederken kağıt üzerinde biraz zayıf kalmış diyebilirim. Bu tabiki benim düşüncem. Fakat bakış açısı ve deneyim, sorgulama açısından çok kuvvetli olmuş. Bunlar kitapla ilgili kişisel düşüncelerim.
İlk olarak aklımızdaki kütüphane...(Kişinin kendisi ile olan hayatı)
Hayatımızda, hayallerimizde genel olarak her şeyi kapsayan aldığımız verdiğimiz kararlar bunların nedenleri ve sonuçları, yaşanacak tüm ihtimalleri kendi içimizde değerlendirmek, bunları deneyimlemek... Sahip olduklarımız veya olacaklarımız, yoksunluklarımız, elimizde olan veya olmayan nedenlerle hayatımıza verilen yönler ve bu yönlerden bazen çıkışı olmayan sokaklar, bu sokaklara sıkışıp kalan yaşamlar, sevinçler, acılar hepsini bir bütün olarak görmekte kendi hayatımızda yani kütüphanemizde yaşamakta veya yaşamaya çalışmaktayız. Genel anlamda yaşadığımız hayatlarımızdan birçok yönden memnun kalmıyoruz. Yetersiz ve eksik görüyoruz. Şöyle olsa daha iyi olurdu böyle olsa olmazdı gibi onlarca belki yüzlerce ve daha fazla çıkarım yapıyoruz. Kafamızda kurduğumuz hârikulade diye düşündüğümüz şeylerin gerçek hayatta tam anlamıyla karşılığını alamıyor veya veremiyoruz. Bunun en büyük nedenlerinden biri aklımızdaki tüm bu olasılıklar tüm bu kaoslar, yaşamlar, bizim kütüphanemizin düzen ve nizamı ile onun zenginliği, doyumu ile alakalı ve bu zenginliği de düzenli bir şekilde