ALGERNON'A ÇİÇEKLER
Karanlık mı aydınlığı yaratır yoksa aydınlık mı karanlığı!? Her iki durumu da birbirinden ayırmak neredeyse imkansızdır. Tıpkı ilk doğduğumuz, adım attığımız ve
Kitabı okurken sanırım bu üç kelime arasında yolculuğa başladım.
Destansı anlatımdan ziyade bir destan okudum diyebilirim. Yaşar Kemal, Dede Korkut'u dinleme ve onu anlama şansına sahip olamayan biz insanlar için çağımızın Dede Korkut'u diyebilirim. Genel olarak Yaşar Kemal'in eserleri; anlatımıyla bir destan havasında ve bu havayı solumak fevkâlade.
Efsane... Bu toprakların geçmiş zamanlarında var olan kültürle, gelenek ve göreneklerle yaşayan ve bunları yaşatıp sürdüren bizden insanların bu ve benzeri eserlerde ele alınması gerçek anlamda kökümüze ve bu toprakların ilâhına, geçmişine ışık tutup aydınlatması okurken heyecan verici hissettiriyor.
Kültür... Bir birikimin, öğrenmiş ve öğretilmiş gerçekliğin, hayatta var olmanın, maddesel nesnelerden ziyade soyut anlamda duygu, düşünce ve davranışların bir yaşamda nasıl filizlenip dallanıp budaklandığını ve özüne köküne sahip çıkılmaz ve doğru beslenmezse nasıl büyüyüp şekillenirken var ediyorsa insanı, aynı şekilde yok etmesini de biliyor.
Binboğalar Efsanesi; insanın yüreğine dokunan, köklerini sorgulatan, hayata başka başka bakmayı, dünya üzerinde bağlı olunan köklerin, kök salarken başka köklere zarar vermeden toprağa tutunması gerektiğini ele alan Kartal Gözlü yazarımız Yaşar Kemal "Dede Korkut Hikayeleri" tadında bir eserle ifade etmiş, Horasan'dan bu tarafa yakılan ve alevi sürekli yükselen bir ateş etrafında bağdaş kurup oturmuş olan bizlere destan ve masal tadında anlatmış...
Efsanelerimiz; destanlarda yaşayıp, kültürde can buldukça köklerimiz hep taptaze varolacaktır...
İyi ve keyifli okumalar. :)
Kitabı incelemeye başlarken onu iki bölüme ayıracağım. İlki aklımızdaki, ikincisi ise gerçek hayattaki kütüphane...
Kitabı alıp okumadan önce merak etmiştim. Gerekli araştırma ve
Sadece deriler beden değiştirir...
İnsan, tıpkı bir yılan gibi deri değiştirebilir mi sizce!? Soğuk Deri'yi okursanız eğer buna evet diyebilirsiniz. Çünkü bunun en somut anlatımı ve örneği
"Yeni bir insan tanımaya gücüm yok, yeni bir kitap okumak daha iyi fikir."
~Zülfü Livâneli~
...
Livâneli'den okuması keyifli ve de eşsiz bir eser daha...
Okuduğum kitaplar arasında belleğimde yerini almış oldu. Bu kitap için inceleme yazmak adına aklımda şekillenen duygu ve düşünceler olmuştu. Fakat kitabın sonunda söyleşi ve görüşler kısmını okuduktan sonra bunun yazara belkide benim açımdan bir saygısızlık olacağını düşündüğüm için inceleme yazmaktan vazgeçtim. Ve başlık olarak kitabı özetleyen hatta kitap okumayı özendiren Livâneli'nin cümlesiyle ifade etmenin daha değerli olduğunu düşünüyorum. Eğer sizlerde yeni insanlarla farklı hayatlarla tanışmak istiyorsanız zamanınızda ve yaşantınızda kitaplara daha fazla yer verin bence. Çünkü kitaplar insanı yormuyor ve daha iyi anlıyorlar.
Hayatınızda, duygu ve düşüncelerinizde kitabın daha fazla hacim kaplamasına imkân verin, emin olun pişman olmayacaksınız... :)