Bir sabah aynada şakaklarındaki derin çizgilerle karşılaşınca, gençliğimin yavaş yavaş başka bir dünyaya geçmek istediğini sezmiştim; fakat diğerlerinin gençlik olarak tabir ettiği şey benden çoktan gitmişti. Öyle ki ona "Hoşça kal" demek beni çok acıtmazdı, çünkü kendi gençliğimi bile yeteri kadar sevmemiştim. Her şeye meydan okuyan hislerim, kendime karşı da meydan okuyordu.