"Yoksulları KADER deyin, uyutun/Uyanana PARA verin, susturun/Susmayanı zora koyun, çektirin /Böyle gelmiş böyle gitsin sürdürün.../ Davrananı yok edin/ Direneni gebertin/ Ezin, vurun öldürün/ Devam etsin bu hayat."
Görevli olarak gittiği köylüklerde çevresine bir yığın köylüyü toplar, onlara ürünlerinin nasıl ucuza kapatıldığını, emeklerinin nasıl sömürüldüğünü anlatırdı. Bize böyle aydınlar gerek. Masa başı aydınlarından çok çekti bu ülke. Halkın arasına girilmedikçe kimse değiştiremez bu insanları.
Sevdiğim adamın hayat hakkını değil ölüm hakkını savunmaya uğraşıyorum inatla. Onun bir av, bir kurban olduğunu kabul ettirmeyi, yokluğuna, yok yerine konulmasına yeğliyorum. Bu aynı zamanda benim kendi yokluğum demek!