Hüseyin Göktepe

Osmanlı Neden Başaramadı?
9/10
·112 syf.··
2025 12. kitabı
Biz batı medeniyetinin gerekliliklerini manen değil madden, şeklide kabul etmişizdir. Uygar medeniyetin müessese ve kavramlarının ruh ve prensiplerini anlamadan, onları da kabul edip içselleştirmeden taklit ettik. Bu yüzden başarısız olduk. Bu durumu bir metaforla özetleyebiliriz. Öyle ki Sultan Aziz Avrupa tarzı pantolon giyerken iç çamaşırı değişmemişti. Bu keskin ve kalıcı geçişin zor olduğunu, bir anda yapılamayacağını da kabul etmek gerekir. Fakat imkansız değildir. Osmanlı ıslahatları milli idrak aşamasına geçemedi ve milli taklitte kaldı. Bu yüzden de çöküşü geciktirmekten başka bir işe yaramadı. Meşrutiyet, hukuk, eğitim, askeriye, ekonomi ve sanayi aldık, devşirdik. Fakat onlar sadece bazı teknik, isim, unvan ve üniformaların değişmesiyle yetindi. Prensipler kavranamadı. Eski işleyiş yeni adlarla devam etti. Çünkü dışardan batılı olsak da kafa ve ruhta doğunun eski gelenekleri silinmedi.
Düşünce
Üç MedeniyetAhmet Ağaoğlu · Doğu Kitabevi · 201382 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rahmetle
Puan vermedi·116 syf.··
2024 141. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2024 18:20
Sümer din geleneğinin, İbrahimi dinlere olan etkisi kuşkusuz. En başat örnek, Akad versiyonunda Utnapiştim olan Sümerli Ziusudra'nın Tufan anlatısıyla Nuh Peygamber'in Tufan anlatısının isimler dışındaki aynılığı. Bu Sümer etkisi sadece Semavi din öğretilerine değil, tüm Ortadoğu ve Akdeniz (Babil, Asur, Yunan vs.) mitolojilerine müteessir olmuştur. Bu kaçınılmazdır. Maddi ve manevi medeniyetin başlatıcısı olan Sümerliler halefleri olan diğer toplumlara sadece zirai, iktisadi, mimari, ilmi, kültürel olarak öğretmenlik yapmakla kalmamış, dini yapıları da onlara bir örnek oluşturmuştur. Çünkü dinler kümülatif ve yapıları dolayısıyla bunu reddetseler de etkilenme açısından dışarıya açık dogmalardır. Merhume M. İlmiye Çığ da bu savı bir zemine oturtmaya çalışsa, bir nebze başarılı olsa da, eseri maalesef akademik yetkinlikten ve metottan uzak. Sağlıklı ve donanımlı bir kaynak göstermekten mahrum. Bir eserin bilimsel olabilmesi için 3-4 kaynak yetersizdir. "Bir yerde okumuştum.", "Şöyle bir şey duymuştum.", "Şu yazarın şu eseri kafamdaki kuşkuları dağıttı." gibi cümleler bir bilimsel eserde olmamalı kanaatindeyim. Akla yatkın olan bazı saptamları tabii ki var. Fakat bazı çıkarımları da zorlama olduğu hissini veriyor. Mabet fahişeliği hakkındaki fikirlerinin yanlış olduğunu ileri süren akademik makaleler de mevcut. Bu eserin kaynak gösterim ve metodoloji açısından zayıf olmasının sebebinin çok yakın zamanda kaybettiğimiz yazarın akademik kimliğinin de zayıf oluşundan kaynaklandığını düşünüyorum. Kendisi Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Hititoloji mezunu, çok iyi bir müzeci, tablet kategorize etme ve düzenlemede usta biri. Sümer dili ve tarihinde de yetkin. Unvan olarak sadece 2000 senesinde İstanbul Üniversitesi'nden fahri doktorluğu var. Cumhuriyet tarihimizin önemli kültür
Tarih
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20065,3bin okunma
7/10
·160 syf.··
2024 135. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 17:37
Borges'i okurken bir anlam, O. Henry öyküleri gibi çarpıcı ve bir yere bağlanan bir son ya da bir mesaj beklemeyin. Gündelik olayları sembolik ve fantastik bir şekilde anlatarak gündelik olmaktan çıkaran öyküler. Öklid Üçgeni'ni bir Nors kralının krallık alameti yapmak gibi. Borges olağanüstü şeyleri olağanlaştırıyor ve öykü bitince kahramanlar da siz de önceki hayatınıza devam ediyorsunuz. Bir gün okuduğunuz kitabın büyülü bir tılsımla hiç bitmemesi ve ondan sıkılıp bir kütüphaneye bağışladıktan sonra bir kafeye gitmek. İşte özetle Borges'in öykü yazımı.
Kum Kitabı - Shakespeare’in BelleğiJorge Luis Borges · Can Yayınları · 2023192 okunma
Eski "Osmanlı" Demokrasisi
7/10
·138 syf.··
2024 119. kitabı
İ. Hami Danişmend (1899-1967), eski ve yeni batılı yazarların yazdığı kaynakları büyük bir titizlik, zenginlik ve özenle okuyup derlemiş. Fakat kitap adının verdiği beklentiyi pek karşılamıyor. Neredeyse eser sadece Osmanlı devrinden ibaret. Orta Asya'daki İslam Öncesi Türklerin "toy" adlı kurultay meclislerinden sadece şöyle bir söz ediyor. Osmanlı öncesi İslamiyet sonrası devirden de sadece Selçuklulardan bir bölümde bahis açıyor. Ayrıca "demokrasi" diye adlandırılabilecek rejime istinat ettiği uygulamalar da biraz zorlama. Demokrasiden çok Osmanlı'da sanıldığının aksine mutlakiyet (mutlak monarşi) olmadığı ve çağının en hoşgörülü, özgür ve eşit devleti olduğunun kanıtını sunuyor. Hakkını teslim etmek lazım ki bunu da başarıyor. Fakat "demokrasi" kavramına en yakın icraat olan ayan, imam ve kocabaşıların (muhtar, belediye başkanı) ahali tarafından seçilmesi bölümü dışında diğer kısımlar zannımca tam olarak demokratik denilmeyecek usuller (Divan ve Şeyhülislam'ın padişah değiştirmesi, karar alması vb.). Bence kitabın adı "Eski Türk Demokrasisi" yerine "Osmanlı'da Padişah Yetkilerinin Sınırları, Eşitlik ve Erken-Demokratik Hareketler" vb. olsa içeriğini ve beklentiyi daha iyi yansıtacaktır.
Tarih
Garp Membalarına Göre Eski Türk Demokrasisiİsmâil Hâmî Dânişmend · Ötüken Neşriyat · 202121 okunma
Özetle Renan'a Göre Ulus Nedir?
9/10
·64 syf.··
2024 107. kitabı
" Hülasa: Bir ulusu ulus yapan; dil, ırk, kültür, din vb. önce hissiyat, ruhani bağdır. Ortak geçmiş gerektirir. Geçmişteki zaferlerin (her sahada) tekrarı ve acıların ihya olup bir daha tekrarlanmaması için şimdi, gündelik bir bağ gerektirir. Renan'a göre Fransa Kelt, Latin, Cermen ırklarının bir karışımı olmasına, İsviçre'de 3 dil konuşulmasına rağmen bu kaideyle ulus olmuştur. Yazar için dil, ırk, coğrafya ve din ulusun parçalarıdır. Fakat herhangi birisinin eksikliği, müşterek atan sıcak bir kalp ve sağlıklı bir akıl varsa ulus olamamaya engel değildir. İşte Fransız alim Ernest Renan'a göre ulus nedir ve nasıl oluşur... "
Duygu/Düşünce
Ulus Nedir?Ernest Renan · Pinhan Yayıncılık · 2021305 okunma