Mutluluk aşkta anormal bir durumdur; görünürde çok basit, her an ortaya çıkabilecek bir aksaklığa bu Aksaklı kendi başına içermediği bir ağırlık yükleyiverir. O büyük mutluluğun sebebi, kalpte değişken, durmadan tutmaya çalıştığımız, yer değiştirmediğiğinde neredeyse fark edilmez olan bir şeyin varlığıdır. Aslında aşkta sevincin etkisiz hale getirdiği, gizli bir güce indirgediği, ertelediği, ama - istediğimizi elde etmesek, uzun süredir zaten olacağı gibi- her an çekilmez olabilecek, daimi bir ıstırap mevcuttur.
Nice üstün nitelikli kadın vardır ki, bir dangalağın kendilerini büyülemesine, en ince sözlerini acımasızca kınamasına izin verirler ve onun en yavan şaklabanlıkları karşısında, sevginin sonsuz hoşgörüsüyle kendilerinden geçerler.
İnsanla konumunun bir bütün oluşturduğunu zannedenler, ilk bakışta bölünmez görünen bir şeyi algılarında ayrıştırmayı beceremeyen kişilerdir. Aynı kişi, hayatının birbirini izleyen dönemlerinde, toplumun değişik katmanlarında, giderek yükselmesi şart olmayan çevrelerde; hayatımızın farklı bir anında ne zaman belirli bir çevreyle ilişki kursak veya ilişkilerimizi tazelesek, üzerimize titretendiğini hissetsek, doğal olarak insanı kökler salıp o çevreye bağlanırız.
Hayatta ve hayatın çelişen durumlarındaki bütün aşka ilişkin olaylarda, en iyisi anlamaya çalışmamaktır; çünkü nasılsa acımasız ve beklenmedik olduklarından, mantık kurallarından çok sihirli kurallara göre belirlenir gibidirler.