Onu yalnızca dokunarak yalnızca koklayarak bile tanırdım;kör olsam bile nefeslerinden ,ayaklarını yere vuruşundan tanırdım.Ölmüş olsam bile ,dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu .
"Sana bunu hiç anlatmadım baba ama bir gece zil zurna sarhoştum, Pasquino heykelinin oraya kusmuştum, kafam hayatımda hiç olmadığı kadar güzeldi ama yine de tam da bu duvara yaslanırken, ne kadar sarhoş olursam olayım biliyordum ki bu, Oliver bana sarılırken bu, benim hayatımdı, daha önce başkalarıyla yaşanan her şey o anda bana olan şeyin kaba bir taslağı ya da silik bir eskizi bile sayılamazdı. Şimdi, on yıl sonra ise bu eski sokak lambasının alandaki duvara baktığımda tekrar onunlayım ve sana yemin ederim ki hiçbir şey değişmedi. Otuz, kırk, elli yıl sonra da hâlâ aynı şeyleri hissedeceğim. Hayatımda birçok kadınla, daha da çok erkekle tanıştım ama tam da bu duvara sinen iz, tanıdığım herkesi gölgede bırakıyor. Buraya geldiğimde ister yalnız olayım ister birileriyle, mesela sizlerle, hep onunlayım. Burada bir saat durup bu duvara baksam bir saat onunla olurum. Bu duvarla konuşsam o da benimle konuşur."
"Ne der?" diye sordu Miranda, Elio ile duvarın konuşma fikri onu etkilemişti.
"Ne mi der? Çok basit: 'Ara beni, bul beni."