Esra Açıkgöz Çetin

Esra Açıkgöz Çetin
@Hypatia1997
Bir dem-i gafletde bildin tâ zevâl-i âlemi Âlem-i rü'yâda çok gördün misâl-i âlemi Hâbdır nisbetle mâzî subh-ı istikbâline Böyle ta'bîr eylemişlerdir hayâl-i âlemi
Sayfa 15
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dinler tarihi anlatısı
İlerlemeci dinler tarihi anlayışında, tarım öncesi avcı-toplayıcı topluluklarda din olmadığı anlatısı da oldukça yaygındı. Dinlerin hem yiyeceklerin artırılması ve depolanmasını sağlaması hem de ürünün doğa şartlarına bağlı olması sebebiyle tarım sonrası ortaya çıkmış olduğu aktarılıyordu. Bu kurgu, mitolojik sayılabilecek anlatılarla süsleniyordu. Bu kurgunun da ideolojik olduğunu belirtmemiz gerekmektedir. Zira bu tarih kurgusu oluşturulduğunda, Batı burjuvazisi feodaliteyi, yani toprak beylerini yenmiş ve onların dinini deyim yerindeyse Batı’dan kovmuştu. Artık Batı, bir tarım toplumu ve dolayısıyla tarıma bağlı dinî bir toplum değil, sanayi toplumuydu. O hâlde din, tarım toplumuna özgü bir şey olmalıydı. İnsanın üst sürümünü ifade eden Batı, geliştirdiği sanayi sayesinde diğer tarım toplumlarını geçerek dini aşmıştı. İnsanın alt sürümleri (yani geri kalan bütün dünya), zamanla Batı’nın ulaştığı noktaya ulaşacaktı. Oysa Göbeklitepe’de tarım öncesi avcı-toplayıcı bir topluma ait ibadethane bulunması, bu görüşün aleyhine olmuş; tarım-din ilişkisine yönelik kurguların doğru olmadığı yönünde güçlü bir delil niteliği kazanmıştır.
Sayfa 326
Küsuf
Hz. Peygamber'in (s.a.v.) oğlu İbrahim vefat ettiği gün güneş tutulunca, bazı kimseler bu iki olay arasında irtibat kurmuş ve "Gü-neş, Peygamber'in oğlu öldüğü için tutuldu." demişlerdir. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) de güneş ve ayın ilahi birer alamet olup bir kişinin ölümü üzerine tutulmayacağını belirtmiştir. İlgili hadis şöyledir: "Şüphesiz Güneş ve Ay, Allah Teâlẩ'nın ayetlerinden iki ayettir. Herhangi bir kimsenin ölümü veya doğumu yüzünden tutulmazlar. Siz onların tutulduğunu gördüğünüz zaman, tutulma sona erinceye kadar namaz kılınız ve dua ediniz. Bu örneği lütfen dikkatle okuyunuz. Bence, başka hiçbir şey ol-masa, sadece bu dahi, "Hz. Muhammed (s.a.v.), farkında olarak Cebrail'le konuştuğu konusunda yalan söylüyordu. Bununla toplumda yapmak istediği değişimi peygamberlik zeminine oturtmak istiyordu. Çünkü peygamberlerin otoritesi fazladır. Bu yüzden o, bir toplum önderidir." görüşünü çürütmeye yetecektir.
Sayfa 220
Elimizde yeterli verinin olduğu önemli bir olay hakkında, tutarlı bir kompozisyon kurmaksızın konuşmak abesle iştigaldir.
Sayfa 147
kompozisyon bütünlüğü
O hâlde gayrimüslimlerin de Müslümanların iddialarına cevap verip oluşturdukları -mesela, sahtekâr kompozisyonu bütünlüğü içerisinde- tarihî verileri yorumlamaya çalışıyor olmaları la-zım. Yani Müslümanlar "Bir sahtekâr neden böyle yapsın?" diyerek bir tarihî veriyi öne sürdüklerinde, buna kompozisyonlarına uygun bir anlam atfetmeleri gerekmektedir. Tutarlılık bunu gerektirir. Aksi hälde, tarih içerisinden rivayet cımbızlayarak işimize yarayanı seçmekten fazlasını yapmış olmayız. Bu ise iyi niyetli bir metin okuma şekli değildir.
Sayfa 142