"herkesten bir taş eksiltirken
ördün mü duvarın?
onca aşk geçtin,
hani ne var heybende?
her seferinde başka bir kapıdan
topuklarken ayrılığın atını
dinmek bildi mi içindeki sahra sesi?
onca yıl
veda ovasını gezip durdun da
gördün mü merhamet tepesini?"
Insanlar arasindaki eşitsizlik, adaletsizlik
sürüp gidiyor, savaşlar çıkıyordu . Yeryüzündeki can yaşamı tehdit eden nükleer bombalar üretiliyordu ama bütün bu sorunlar tarikat müritlerini hiç ilgilendirmiyordu. Onlar bütün zamanların kadın, erkeğin nasil giyineceği, hangi duaların hangi saatte okuyacagini, ne yiyip nelerin yenilemeyeceğini yöneticilere nasıl itaat edilecegini öğrenmekle getiriyorlardı. Bir kadinin giyimi, onun yasamindan daha önemliydi . Sokakta türban takmayan kadın avına çıkan müritler, erkekler tarafindan dövülen, öldürülen, asgari ücretin altinda bir
ücretle köle gibi çalıştırılan kadınlar hiç ilgilendirmiyordu onları.