2.Barbarella

2.Barbarella
@IIBarbarella
Kitaplardan kendime notlar
İstanbul Üniversitesi
1997
195 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Genel kültür bir tasnif sistemi olarak yukarıdan aşağı biçimlendirilmiş standardizasyon öngördüğünden tutucudur ve uyum sağlamakta yavaş kaldığı, hatta direndiği değişimleri yadırgar. Güncelin, yeni gerçeklerin ve karşılaşmaların değil değişmez ve kalıcı olduğu varsayılan dünün referans dünyasından damıtıktır. Pekala 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren oldukça cinsiyetçi, mizojen ve ayrımcı kalmaktadır. Nitekim entelektüalitenin kitap fetişizmi, malumatfuruşluk, bilgi yığmak olarak tanımlı olduğu biçimin Türkiye'de en saf halde karşılıkları olan İlber Ortaylı, Celal Şengör, Murat Bardakçı gibi simaların mizojen, cinsiyetçi ve nobran halleri açıklayıcıdır. Bu yüksek genel kültür ideali esnemezliği ve müdanasızlığıyla gurur duyar.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Artık okumak dingin bir akış eyleminden çok ihtiyaç duyulan bilginin hap/kapsül olarak metinden haşince çekilerek metnin posasını bırakılması faaliyetine dönüştü. Bu işlevselleştirme ise uzun soluklu okuma için yoğunlaşmanın önüne geçti. Bu okuma davranışı metinlerle olan bağı da zayıflattı ve dönüştürdü.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Alıntı
Mevlitler geleneksel mahalle kültürünün doğal bir parçasıydı. Bununla beraber; "80'lerle birlikte mevlitlerin finaline .. .'vaaz' bölümü eklenmeye başladı. Dini siyasallaştırma konusunda ısrarlı ve iddialı olan, ağzı laf yapan genç kadınlar, mevlit okuma karşılığında ücret veya -hediyeyi kesinlikle reddederek ün yaptılar ve geçimini güzel sesiyle okuduğu mevlitler karşılığında aldığı para ve hediye ile sağlayan hafız kadınların yerlerini aldılar. Onların verdikleri vaazlarla, büyüklerinden gördükleri gibi. Yaşayan, kuşaktan kuşağa aktarılmış gelenekleri yürüten kadınların sakin hayatları allak bulak olmaya başladı. Cumhuriyet ilkelerine bağlı kadınlar bunlara şiddetle itiraz ettiler, bir toplanma vesilesi olan, hem dini duyguların okşandığı, hem de insanların bir araya geldiği bu mevlitler hızla şekil değiştirdi ve uysallığı giderek kayboldu."
Sayfa 137·Kitabı okudu
Alıntı
Ertem Eğilmez'in Arzu Film'i 1970'ler Yeşilçam'ına hükmeden Adile Naşit'in anne, Münir Özkul'un baba olduğu aile filmleri de 1970'lerin ikinci yarısı itibarıyla artık varolmayan bir İstanbul'u ve mahalle hayatına öykünmeydi. Şehrin apartmanlaşmaya teslim olduğu bir on yılda pek de fakir olmayan orta hallilerin yaşadığı apartman öncesi mahalle hayatının ve birincil ilişkilerin hakim olduğu, geniş aile yaşantısının sürdüğü bu kurgularda kasvet uyandıran apartmanlar gözükmez. Kendi döneminde yüzü geçmişe dönük bu filmler 1990'larda Show TV'de üst üste gösterilmeleriyle yeniden popülerlik kazanırken aynı zamanda 1970'lere yönelik de nostaljik bakışlar üretti.
Alıntı
Refik Halit Karay; soğuk bir kış gecesi ayaklarının önüne kapanmış miskin ve çelimsiz bir sokak köpeğini görünce içi cız ederek eski İstanbul'un gürbüz köpeklerini aklından geçirir: "A zavallı köpek, sen bilmezsin, bir zamanlar ne idiniz?" İstanbul'un sokak köpeklerinin mesut, gamsızca ortalarda salındıkları günleri hatırlayan Karay köpeklerin insanlara karşı ürkek değil ama dost oldukları zamanlarda bu iki canlı cinsi arasındaki, bazen korksalar dahi, güven ilişkisine dayalı uyumu yadeder. O zamanlar insanlar köpeklere eziyet etmez, köpekler de onlara her vesile sevgilerini gösterirdi.Hüseyin Rahmi (Gürpınar) ve diğerleri de köpekleri de, kedileri de eski zamanların mahalle dokusunun baş köşesine koymayı ihmal etmezler. Sokak köpekleriyle insanlar arasındaki organik ilişkinin kaybolmuşluğundan dem vururlar.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Alıntı