O zamanlar ağaçlar neşeyle,inatla yükselirdi havaya,o zamanlar bahçede nergisler ve sümbüller ışıl ışıl bir güzellikle açardı,henüz pek tanımadığımız insanlar bize nezaketle,şefkatle yaklaşırdı,çünkü pürüzsüz alınlarımızda,bizim hiç bilmediğimiz ve büyümenin telaşıyla istemeden,farkına varmadan yitirdiğimiz tanrısallığın soluğunu hissederlerdi hala.
Bu şaşırtıcı ve dokunaklı gösteri ne anlatıyordu bana? Ölümü mü,kış yapraklarının kolay,istekli ölümünü mü? Hayatı mı,ansızın uyanan iradeyle kendilerine yer açan tomurcukların arzu ve sevinç dolu gençliğini mi?
Ağaçlar aralarında dostluk kurmuş,onları dünyadan soyutlayan sanatsal rollerini unutmuşlar.o zor zamanlarda eski yurtlarını,ormanı hatırlamışlar,birbirlerine yaslanmış,kollarıyla sarılmış ve destek olmuşlardı.