Yıllarca ucuz şarapların kapısını çaldım,
Elde etmesi kolay, vedası zahmetsizdi.
Yormazdı beni o sığ akşamlar,
Ulaşılabilirliğin konforunda birer siluetti hepsi.
Sonra sen çıktın karşıma:
Zordu nazın, bitmiyordu cilven,
Tek başına kadehte durduğun gibi değildin;
Bir hiçtin belki de asıl dostun gelmeden.
Ama ne zaman ki sofrada bir meze görsen,
İşte o an başlardı asıl gösterin.
Bir divanın adabıyla süzülürdün masaya,
Bakışın keskin, çekimin derin...
Bir başyapıt gibi doğardın beyazlar içinden,
Auran sarardı her yeri, sanki o an yeminliydin.
Derken bir ses yükselir ansızın kulaklarımda,
Müzeyyen’den bir sitem, bir aşk masalı:
"Benzemez kimse sana..."
Ve dilimde tek bir cümlenin o ağır tadı:
"Ölüm bizi ayırana dek..."
"Şerefe"