Martin Eden. Burjuva bir ailenin kadınına aşık olmasıyla başarı yolunda hırsla ilerleyen bir adamın hikayesi. Kitap hakkında okuduğum bu açıklama beni oldukça heyecanlandırmıştı. Çünkü, bir aşk kitapları, iki kişisel gelişim kitapları benim her zaman ilgimi çekmiştir. Bir de bu ikisinin bir arada bulunması ballı lokma tadında. Kitaba başlamadan önce uçuk kaçık fikirlerim vardı. Martin başarılı bir yazar olur ve Ruth ile evlenir gibi gibi. Fakat kitabı okumaya başladığımda gözümü açan, ruhumu genişleten birçok psikolojik izlenime sahip oldum. Şimdide bunları sizlere aktarmak istiyorum. Ama öncelikle uyarmak isterim ki ben bir psikolog değilim. Tamamıyla insani yargılarımı ve araştırmalarımı ortaya döküyorum.
Çoğumuz zaman zaman bize imkansız ve ulaşılması zor gibi görünen hayaller kurarız. Ancak birkaçımız bu hayalleri hayata dökebiliyor. Bana göre, eğer hayalimizi ne kadar çok istesek de gerçekleştiremiyorsak, henüz bizi harekete geçirecek etkili unsurlarla karşılaşmamışız demektir. Birçok aynı konulu motivasyon konuşmasını dinlediğimde anlatıcıların çoğu zorlu süreçlerini avantaja çevirme olaylarını anlatmaktadır. Martin Eden kitabında da ‘aşk’ temasını kullanarak bu süreç anlatılmış diyebiliriz. Martin, zengin olmak istiyordu, Ruth için. Bunu da yazar olarak başarmayı planlıyordu. Hatta kelime başına alacağı ücreti hesaplıyor, bunun üzerine hayaller kuruyordu. O başaracağına önce kendisi inandı. Bunu dile getirmekten, emin olmaktan korkmadı. Umudunu kaybettiği günler de oldu. Hatta hayallerinin yolunu değiştirmesi gerektiği günlerde. Tek ailesi olan ablasından tutun da sevdiği kadına kadar kimse ona inanmadı. Martin, hikayelerini acı gerçeklerle bitirdiğinde ‘hayatın zaten üzücü olduğunu insanların mutlu sonlara ihtiyaç duyduğunu’ dile getirdi ablası. Cimri ve para
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok yakın bir arkadaşımı intihar nedeniyle kaybettiğimde aklıma geldi dizeler. İnsanlar sadece birkaç gün dile getirdiler ve sonra eğlencelerine devam ettiler…
Kürk mantolu madonnayı okuduktan sonra çevremde gördüğüm tüm sessiz kişiliklerden her an böyle bir hikaye çıkacakmış gibi hissediyor olmam pekii. Bu kitap bana insanlara daha derinden bakmayı öğretti.