Yaram Yarimdir
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Sormuşlar “ezelde aşk var mı? ” diye
Ben kalpten vuruldum doğmadan önce.
İster azap deyin ister hediye
Meçhule sürüldüm doğmadan önce.
Yılmadan ben bana beni anlattım
Günahı tövbeyle yıkayıp attım
Ebed kapısında ölümü tatdım
Kefene sarıldım doğmadan önce.
Gönlüme sevdanın güneşi doğdu
Şüphe iklimimi ışığa boğdu
İlk yağmurum Kâlûbelâ’da yağdı
Bulandım duruldum doğmadan önce.
Sevdim, sevgiliye giden yol uzun
Şerbetini içtim ateşin, buzun
Bazen girdabına düştüm sonsuzun
Çok öldüm-dirildim doğmadan önce.
Duydum ki var varmış, yok yokmuş güya
Gerçeği alt etti gördüğüm rüya
Kendi kopyam imiş meğer şu dünya
Düşündüm, yoruldum doğmadan önce.
Ezelde, ebedde aşkı gördüm ben
Mezarda, mabette aşkı gördüm ben
Gazapta, rahmette aşkı gördüm ben
Aşk ile karıldım doğmadan önce.
RABBİM Rahmet eylesin
Santim santim öldük O kalpte...
Doğmayı umut ederek o karanlıkta!
Kim icat etmişti ki bu kadar sevmeyi,
Söyleyin ona, Kolay değildi ki
kalbi kalbe yazmak Ve silmek ömür boyu
Teninin Kuytularinda Birak Beni
Yüreğinden yaralı
Kanadı kırık bir kuşum ben.
Hadi sevgili...
Acılarım sarılmayı bekliyor,
Ruhum giyinmeyi,
Saçlarım okşanmayı...
Hadi sevgili;
Hiç sevişmemiş gibi al,
Aklının sınırlarında, ama teninin kuytularında bırak beni.
Her yakamoz bir veda busesi..
Her aşk bir gidişin habercisi,
Her sevda bir yıkımın bekçisi değil midir?
Dirseklerini daya böğrüme.
Sırtına vurup karanlıklarını,
Yanıma gel...
Beklemek şimdi beklemek,
Kalmak şimdi kalmak...
Çıkardın ya beni hayatından,
Ben gitmedikçe,
Gitmek gitmek değildir artık.
Hadi sevgili,
Eskisi gibi yapış dudaklarıma,
Hani kanatırcasına,
Hani kimse yokmuşcasına...
Mayıslar getir bana,
Haziranlar,
Bir tutam umut bırak,
Temmuzlarını alda git sonra.