Ayrıca her biri diğerinden beter iki felsefi teoriden kurtulmamız gerekli. Biri kaderciliğe bağlı olarak vasıflarımızın önceden belirlendiği, sabit ve göründüğümüz gibi olduğumuz, karakterimiz üzerinde hiçbir etkimizin olmadığı ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimiz savıdır.
Psikolojinin temel kuramlarını hiçe sayarcasına saygın filozofların güzel güzel kelimeler kullanarak insanın bakışına at gözlüğü takmaya çalışan fikirler ileri sürmesi çok saçma.
Diğer bir teori ise özgür iradeyi ne daha az naif ne de daha az zararlı görür. Karakter oluşumunun anlık bir yaradılış olduğunu savunur. Bu da psikolojiden uzaklaşılmasına neden olmuştur. Karakterin insan doğasında gizli olduğunu, insan doğası gereği ancak kendinden yardım alarak karakterini geliştirebileceğini savunurlar.
İşte genç "çok gürültü çıkaranların" toplum nezdinde makbul işi olarak kabul edilmesinden ne yapsın da etkilenmesin? Toplumun bu bakış açısını gencin düşüncesinden çıkartıp hayatın ondan beklediğinin velvelecilik olmadığını anlatmalıyız.
Sparta halkının manevi desteği muhteşem güçlü bir toplumun doğmasını sağlamıştır. Sparta'lı çocuğun çaldığı tilkiyi kıyafetinin altına saklayıp sonra da tilkinin çocuğun karnını ısırdığı, bundan da kimseye bahsetmediği hikayeyi biliriz. Düşmanlarını en ağır şekilde acı çektirerek aşağılayan sonra da korkak görünmemek için acıdan zevk alır gibi bir tavırla idam sehpasına çıkan Kızılderililerin sadece bir istisna olduğunu kimse söylemesin.