Kant, felsefesinde apriori (önsel) bilgi diye nitelediği bakış açısının özgürlüğün kurulması için olmazsa olmaz olduğunu, yoksa sistemin onu ağaçtan kopan kurumuş bir dalın kırılışı gibi dışlayacağını ifade eder. Schopenhauer ise argümandan ziyade kusurları kullanmayı tercih ediyor. Diyor ki;
(1) Karakter düzeltilebilir olsaydı "yaş itibarıyla hayatının ikinci yarısında olan insanların ilk yarısında olanlara nazaran daha erdemli olması gerekirdi", ki bu doğru değil.
(2) Hayatı boyunca bir kez bile olsa hata yapmış biri ömür boyu gözümüzden düşer, kendisine karşı güvenimizi yitiririz. Bu da kalıcı karaktere inandığımızın kanıtıdır.
Eğer geçmişe gidecek olursak bir zamanlar tecrübe ettiğimiz tüm duygular da geri gelecektir. Bizi geçmişe doğru çeken de tam olarak o duygulardır ve bunların bazıları gerçekten acı verici olabilir. Elbette bunlar hoş ve uyarıcı duygular da olabilir. Ancak hatırlamakta olduğumuz geçmiş artık yaşamamaktadır.