18. yüzyılda Fransa’da, dahi ve iğrenç kişiler yönünden hiç de yoksul olmayan bu dönemin en dahi ve en iğrenç kişilerinden biri sayılması gereken bir adam yaşadı.
Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde “insan” dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Bu yıl yirmi yedi yaşına gireceğim. Saçlarım beyazladı diye insanlar genelde kırkımı geçtiğimi sanıyor.
…
Asla gerçekleşmeyecek tutkuların tohumları ekildiğinden
İyi, kötü, günah, ceza eksik olmamış peşimizden
Daima yolunu kaybetmişiz, çaresiziz biz
Bunları alt edecek irade çıkmıyor içimizden
*
Nerelerde, ne vaziyette başıboş dolanırsın?
Neyi kınar, arar durur ve hatırlarsın?
Belli belirsiz bir düş, zayıf bir yanılsamadır o
Şarabı içmeyi unutunca, böyle düşlere dalarsın
…
Nereye gidersem görürüm eşsiz kudreti.
Her diyardaki ve de her insandaki
İnsaniyetin aydınlığını keşfederim.
Bir ben miyim aykırı, bu dünyadaki?
*
Herkes yanlış anlıyor şu kutsal kelamı
Nasıl kullanacaklar bilmiyorlar bilgeliği ve aklı
Zevklerden men eder ve şarabı bıraktırırsın
Sen bilirsin, Mustafa. Ben sevmem yasakları.