İbrahim Bursevi

İbrahim Bursevi
@Ibrahim171
Vaktini senden nefret edenden, nefret ederek geçirme
Yazıklar olsun sana, ey dünyaya aldanan kişi! Yapıp ettiklerini hele bir düşün ve onlara dikkatlice bir göz at! Para kaygısı taşımamanın, kalbini yalnızca Allah'ı anmaya adamanın, Allah'ı sürekli zikretmenin, tefekkür etmenin, derin düşüncelere dalmanın, dinin açısından daha faydalı, hesap verme kolaylığı bakımından daha elverişli, sorguya çekilme sırasında daha rahat, kıyamet gününün sıkıntıları karşısında daha güvenli bir hâl olduğunu bilmiyor musun?
Sayfa 112
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ey insanlar! Bu dünyanın kendilerini Allah'ın Elçisi'nden bir yudum helâl suyla dahi ayırabileceği korkusuyla ağlamaya başlayan o ruh hekimleri işte böyleydiler. Sense Allah'tan uzaklaşma, Peygamberinden ayrı kalma korkusunu hiç taşımadan, haram veya şüpheli yollarla edindiğin imkânlarla zevklerini ve arzularını tatmine ve dünyanın tadını çıkarmaya bakmaktasın! Yuh sana! Senin bu cahilliğinden ve gafletinden daha kötü ne olabilir?
Sayfa 111
“el-Bahr'da şöyle geçmektedir: Taharrur eden/kayıtlı olan görüş, Müslüman kişinin sözünü, uygun bir mahmel/hamledilecek mânâ, yorum mümkün olduğunda ya da zayıf bir rivayet bile olsa küfründe bir ihtilâf bulunduğunda tekfirine hükmedilmemesidir. Bu görüşe göre, tekfiri gerektirecek mezkûr lafızların çoğundan dolayı tekfir ile fetva verilmez. Ben de bunlardan biriyle fetva vermemeyi kendime prensip edindim."
Sayfa 118
Resûl-i Kibriya Peygamber Efendimiz anıldığında ona salât ü selâmda bulunmak gerekir. Bu durum yazı yazarken ve yazılan yazıları okurken de geçerlidir. Nitekim Muhammed Zahid el-Kevseri'nin İrğâmu'l-Merîd isimli eserinde naklettiği; "Kim kitabında bana salavat getirirse, ismim o kitapta bulunduğu müddetçe melekler de onun için Cenab-ı Hak'dan rahmet dileğinde bulunurlar." meâlindeki hadis-i şerif bu tatbikin dini bir vecibe olduğunu, sadece edep tavrı olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte İmam Nevevi gibi pek çok âlim yazıda sıkça tekrarlanmasına rağmen salât ü selâmın (sas) şeklinde kısaltılmasına da razı olmamış ve tam olarak yazılması gerektiğini, okuyanların da bunları tam olarak okuması gerektiğini özellikle vurgulamışlardır. Bu ölçüye riayet eden âlimler sayılamayacak kadar çoktur. Hanefi fakih İbn Abidin, meselenin fikhi boyutu ile alakalı olarak; peygamberlere yönelik hürmet ve dua ifadelerinin ilk geçtikleri yerde tam olarak okunması/yazılmasının vacip, tekrar eden kullanımlarda ise müstehap olduğunu beyan etmiştir.
Sayfa 17