Aa

İnsanın dünyaya nispeti, gölde yüzen bir balinaya benziyor! Göle bakıyorsun balina büyük, balinaya bakıyorsun göl küçük.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her insan yaradılışından kaynaklanan fıtrî bir cehaletle* başladığı hayat serüvenini , ya her şeyi bildiğini sandığı mutlak bir cehaletle tamamlar, ya da ne yaparsa yapsın bazı şeyleri hiçbir şekilde bilemeyeceğini çok iyi bildiği bir olgunluğa ulaşarak noktalar ki, bu da hikmetli cehalet bilgeliğinin tam karşılığıdır. ***Fitri cehalet: Ümmiliktir. Yerleşik anlamıyla cahillik, dilimize okur-yazar olmamak olarak girmiştir. Ama aslında Kuran terminolojisinde, bilmeyene cahil denmez. Bildiği halde, o hakikati uygulamayana cahil' denir. Bilmeyene, okur-yazar olmayana ancak 'ümmi' denir.
İnsanda sağlık içten dışa doğru, hastalıklar dıştan içe doğrudur. Bir zincirin gücü, en zayıf halkanın gücü kadar olacağına göre; bir uyumsuzluk halinde, içerimizde oluşan metafizik gerilim, bünyemizin o sırada en zayıf halkası neresi ise orasından kopacaktır. Ruhumuza, ölüm bile en küçük bir zarar veremediğine göre, bünyemizin en zayıf halkası daima bedenimizdir.
Sayfa 87·Kitabı okudu
İNSAN, BİRBİRİ İÇİNE DÜRÜLMÜŞ iki sarmal kristale benzer: Maddi yapıtaşı olan beden ve manevi cevheri olan ruh. Çoğu zaman problemin hangi taraftan geldiğini birbirine karıştıracak kadar girift bir sarmalanmayla monte edilmişlerdir. Gelin görün ki, insanın ne olduğu konusunda işin sadece görünen kısmıyla ilgilenip diğerini yok saymak gibi ciddi bir hataya da düşmüş bulunuyoruz. Oysa insan küçük bir âlem, evren de büyük bir insan gibidir.
HER AN YARATILMA TALEBİ ruhtan gelir. Sonsuzluk arzusunun keskinliği, kişiselleşmeye yol açar. Ruhun varlık yokluk mücadelesinin şiddeti, onu sorgulamaya iter. Bu da benlik duygusunu doğurur ve tahrik eder. Yani aşkı bekanın şiddeti ferdiyeti, o da enaniyeti netice verir.