– Sevgili Sıdıka, bir mizah kahramanı olmak sizce nasıl bir duygu?
– Çok tuhaf bişiy kız... Resmen kendimi Şempanze B gibi hissediyorum bazen... Niye diyceksin... Siz daha iyi biliyosunuz, kitabı bile var, “Kahramanlar Hep Erkek”... Mizah dünyası için de aynı şey geçerli... Kız mizah kahramanı yok denicek kadar az... İkinci dereceden roller var tabi... Temel Reis’in Safinaz’ı; Basri’nin Fatoş’u; Mithat’la Mirsat’ın Nükhet’i gibi...
Bir diğer tuhaflık da, yazarımın erkek olması... Belki de o yüzden öykülerimin sonunda hep dayak yiyorumdur... Ara sıra düşünmedim diil...
Yazarları erkek olmasaydı, belki Asiye finalde kurtulurdu; Çalıkuşu Feride, bugün milli eğitim bakanı filan olurdu... Yalan mı konuşuyorum anacım, nerden bilicez? Kalem o çocuğun elinde, istemese beni dövdürtmez, ben abimle babamı döverim... Yazarımın Eray diye bi tipi daha var başka köşede yazıyo... Dikkat et bak, o herif de hep birilerini döver... Yazar diil, Erol Taş’ın, eline şişe kırığı yerine kalem geçirmiş hali...