Doğacak her çocuk umutla beklenir, çok uzun ömürlü olacağı, hatta ölmeyecekmiş gibi uzun ömürlü olacağı ümid edilir. Bu ümit olmasa, insanlar dünyaya çocuk getirmede bu kadar istekli olurlar mıydı?.
"Selvi Boylum Al Yazmalım" hikayesi aslında bir Çin masalından uyarlanarak yazılmıştır. Masalda biyolojik anne olan bir kraliçe ile çocuğu büyüten ona annelik yapan bir hizmetkar arasında çocuk için verilecek karar işlenir. Çocuk oyun şeklini alan fiziksel bir çekiştirme ile kazanana verilecektir. Çekiştirme tam başlayacağı sırada çocuğu büyüten hizmetkar onun bu çekiştirmede hırpalanacağını düşünerek ona kıyamaz ve çocuğundan vazgeçer.
Bu güzel eserin Türk sinemasına uyarlanması ise Türkan Şoray sayesinde olmuştur. Aytmatov'un eserini okuyup ondan etkilenen Türkan Şoray onu bir yapımcıya önermiş ve filmin final sahnesi daha yazılmadan çekilmeye başlanmıştır. Kültürlü, okuyan bir sanatçı olmak Türk sinemasına bir efsane kazandırmıştır.
Film daha önce "Kırmızı Eşarp" olarak Sovyetler tarafından da çekilmiştir. Fakat Aytmatov özellikle karakterlerin canlandırmalarından dolayı bizim filmimizi daha çok sevmiş. Filmde İlyas karakterini canlandıran Kadir İnanır, final sahnesindeki yorgun, yıkık ifadeyi vermek için tüm gece yatmamış, uykusuz kalmıştır. Başarmıştır da ama yıkık olmak bir gece uykusuyla olacak iş değil.
"Selvi Boylum Al Yazmalım" ismi filmin senaristi ve yapımcısı tarafından belirlenmiştir. Daha önce "Kırmızı Eşarp" olarak yayımlanan kitap, filmden sonra artık bütün yayınevleri tarafindan "Selvi Boylum Al Yazmalım" olarak yayımlanmıştır.
Bir şiir yabancı bir dile çevrilince nasıl bambaşka bir siir olup ortaya çıkıyorsa filme uyarlanan bu hikaye de, orijinalliğinden çok şey kaybetmiştir. Filmde sade bir karakter olarak karşımıza çıkan Cemşit'in (kitaptaki ismiyle Baytemir) çok travmatik bir hikayesi var. "Issız kalan bir yeri bırakışım ilk değil." diyor, göz yaşım pıt.
Baytemir; Asel ve İlyas olayında, Atilla İlhan'ın "Üçüncü Şahsın Şiir"indeki üçüncü