Modern insan, kendi yaptıklarının sonucunda, failinin kendisi olduğu dünyada ciddi düzeyde güvenlik problemi yaşar hale geldi. İnsan, sebebi olmakla övündüğü modernite ile yalnız ve ürkmüş bir hale geldi. Çünkü modernite bireysel ve toplumsal hayatın binlerce yılın tecrübelerine dayanan dengesini bozdu; insana sıcak, güvenlikli, itibarlı sığınak olan dini, ahlaki, toplumsal değerleri yerle bir etti; bazılarının bireysel ve toplumsal hayatla bağlarını yok ederken, bazılarınınkini ise iyice zayıflattı. Böylelikle insan sığınaksız kaldı. Ama modernite bununla da kalmadı bireysel ve toplumsal hayatı kısıtlanma, engellenme, çatışmalarla doldurdu. Örneğin zaman'ı, insanın fıziksel sınırlarını son derece zorlayacak, insanın doğal ihtiyaçlannı göz ardı edecek şekilde küçük birimlere böldü. Bunun sonucu olarak da tüm hayatı adeta mayınlı araziye çevirdi. Örneğin eğer karnınız ağrıdığı için sabah evden her zamankinden iki dakika geç çıkarsanız, her zaman kullandığınız metro veya otobüse yetişemezsiniz. Bu işinize gecikmeniz demektir. İşinize gecikmeniz patronun sitemi veya öfkesiyle, müdürün soruşturma açmasıyla karşı karşıya kalmanız, çalışma sicilinizin bozulması demektir. Veya evden iki dakika geç çıkmanız uçağı kaçırmanız ve böylelikle önemli bir yolculuğunuza çıkamamanız demektir... Bu sebepledir ki metroya, otobüse, trene, uçağa yetişememenin gerilimi, modern insanın rüyalarının değişmeyen konularından birisi olup çıkmıştır. Özellikle modernitenin beşiği olan büyük kentte yaşayıp da bir şeye yetişememe, ulaşamama temelli rüya görmeyen yok gibidir.