Gençlik ve erkeklikle özdeşleştirilen değerler insanoğlunun normları kabul ediliyor ve geri kalan her şey daha kıymetsiz veya aşağı görülüyor. Yaşlılar bu aşağılık duygusunu çok derinden hissederler.
Soruların yanıtı sende değil, sen parçası olsan da olmasan da dışarıda bir dünya var. Yaşamakta olduğun şey çok güçlüyse, başka bir şeye sığınarak kaçmayı denemektense ona odaklanmalısın bence.
Bizler, herkesten ayrı olduğumuz bilinciyle yetiştik.
Ve bu ister istemez bir dışlanmışlık ve yalnızlık duygusu doğurdu. Karşılaştığımız şeyler ve olaylar karşısında savunmasızmışız gibi görünüyordu. Bir biz vardık, bir de dünyanın kalan diğer kısmı. Bu dünya görüşü bizim için o kadar doğal hale gelmişti ki, bizi mutsuz ettiği halde onu sorgulamıyorduk bile. Şüphesiz ki yaşamımız tam da bu nedenle çoğu zaman bu fikri onaylayacak şekilde gelişti.
Kadının bireysel anlamda güçlenmesi lazım. Elbette ekonomik anlamda güçlendirilmesi kadını daha da güçlendirir ama bir kadının çocuğunu koruması için parasının olması şart değil. Çocuğu dinlemeyi bilmek ve çocuğa inanmak lazım. Hem iş hayatı hem ev işleri derken çocuk eteğinizden sizi çekiştirip bir şey söylemek istediğinde sürekli olarak “birazdan” derseniz, ertesi gün dinlediğinizde her şey çok geç olabilir. Buna dikkat etmek gerekiyor, ciddiyetle.