Karşılıksız, ne demek belki de pek öğrenememiştim ben. Kimseden beklemezdim aldığım hediyelerin karşılığını ama tüm dünya benden beklerdi sanki. Herkes bir çıkarı var ise hayat isteklerimize koşulsuz evet derlerdi. Yanlış değildi elbet, ama an be an benim sırtıma ağırlık yapmış olan, o utangaç kenara sinmiş varlığım çok çekinirdi bu gerçekten. Canımın çektiğini yemek, bir lüks haline gelmiş gibiydi. Ben bunu istiyorum diyerek elimi uzatmak tereddüt eylemiydi. Kafamı kaldırır bakardım sonra, bir yemek parası sanki tüm dünyayı suya batiracakmis gibi.
Yaşarken yaşamıyor taklidi yapmakta tam bir usta olmalıydı