Sinan Yağmur’dan okuduğum kaçıncı kitap bilmiyorum. Her kitabını da keyif alarak, içten kaleminin tadına vararak okuyorum. Yazarın üslubu o kadar akıcı ve güzel ki sayfalar adeta akıyor.
.
.
.
Bu kitapta İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin doğumundan şehadetine kadar geçen süre anlatılıyor. Hayatı hakkında bilgi sahibi olduğumu düşündüğüm Ebu Hanife ile ilgili çok da bir şey bilmediğimi fark ettim. Neredeyse her sayfada altı çizilesi bir şeyler buldum, notlar aldım, zaman zaman bu önemli şahsiyetin hayatından kendime ibretlik dersler çıkardım. En çok dikkatimi çeken şeylerden biriyse isminin nereden geldiğiyle ilgili olaydı.
.
.
.
Biyografik romanların düz bilgi verenleri yerine hikayeleştirilerek anlatılanlarını daha rahat okuyabiliyorum. Bu kitap da bu şekilde düzenlendiği için çok hoştu. Türü seviyorsanız mutlaka okumanızı öneririm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karrin Fossum’un okuduğum ikinci kitabı aynı zamanda Dedektif Sejer serisinin de Pus’tan sonra çıkan kitabı: Göl.
Yazarın anlatımı, üslubu oldukça güzel. Fakat bu kitabını maalesef diğeri kadar beğenmedim. Aslında olayın kurgulanışını ve karakterleri sevmedim diyemeyeceğim fakat ben daha fazla gerilim daha fazla gizem bekliyordum.
Yaşlı bir kadın ıssız bir bölgede yer alan evinde öldürülür. Bir numaralı şüpheli bir akıl hastasıdır. Fakat olaylar öyle bir noktaya gelir ki ana şüpheli aynı zamanda bir kurban olabilir. Dedektif Sejer, hem bu karmaşayı çözmelidir hem de yıllar sonra hissettiği “sevme” hissiyle başa çıkmalıdır.
Bir de kitabın yaklaşık bir buçuk saat süren bir film uyarlaması var. Onu da en kısa zamanda izlemeyi düşünüyorum.