Ormana dalıp kuşları gözetlemeye bayılırdı. Bazen bütün bir gün, ağaçların altındaki sık otlar arasına uzanır, keklikler in kanatlarını çırparak, azametli azametli yürümelerini seyrederdi. Ama en sevdiği, yaz gecelerinin yarı karanlığında koşmak, ormanın kısık uykulu mırıltılarını dinlemekte. Görüntüleri ve sesleri okurdu. Tıpkı insanların kitap okuduğu gibi. Ve onu çağıran, o esrarlı şeyi aradı hep. Çağıran, durmadan dinlemeden çağıran, ister uykuda olsun ister uyanık, daima onu ç
ağıran o gizemli şeyi.