Birbirinden farklı 3 hayat; Meryem, Cemal, İrfan. Üçü de farklı bir hayata mahkumdur ama sorunları aynıdır: Mutluluk nedir ve nerede bulunur?
Meryem, gelenek, töre, ataerkil Toplumun içine doğmuş bir genç kızdır. Namus adı altında üstüne yüklenen cezanın ağırlığı altında ezilerek yaşam mücadelesi vermeye çalışır. Susturulmuş, geri bırakılmış ama bir o kadar da güçlü Anadolu kadınını temsil eder Meryem. Onun suskunluğu, binlerce yılın suskunluğudur ve onun sesi tüm Anadolu'da yankılanır.
Cemal, kendi üzerine yüklenene töre rolü ile baş başa kalmış bir gençtir. O, toplumun erkek algısını, biçtiği rolleri çok net bir şekilde yansıtır. Sevgi, nefret, vicdan kavramları arasında gidip gelerek kendini bulmaya çalışan biridir. Cemal, kendi vicdanıyla ve Toplumun karanlık yüzüyle fazlasıyla karşı karşıya kalmak zorunda kalmıştır.
Prof. İrfan, her şeyi var gibi görünen fakat hiçbir şeyi olmayan bir adamdır. İrfan karakteri, toplumun entelektüel kesiminin mutsuzluğuna ayna tutar. İrfanı, ne para ne şöhret ne de bilgelik mutlu etmiştir. Onun bastırdığı ve utanç duyduğu geçmişle yüzleşip sükuneti bulması gerekir.
Mutluluk gerçekten nedir? Kaçıp gitmek mi? Boyun eğmek mi? Yoksa her şeye rağmen insan kalabilmek mi?
Herkesin cevabı farklıdır ve cevap okura bırakılır. Kimi mutluluğu bir çocuk gülüşünde bulur, kimi uçsuz bucaksız denizlerde, kimi bir yüzleşmede, kimi ise hiç bulamaz...