Şehristandın gönlümde bir karanfil yahut Gül
Şimdi neden yılanlar ağusunu zerk eder
Acıya dayanırım lakin dağılır kakül
Belki yorgun turnalar melalimi derk eder
Gündüz geceden siyah ,gece hınçla boyanır
Böyle humma ahvale hangi gönül dayanır
Kanadını kırmadan göğünde uçan kuşun
Dilerim yangınında önce kendin yanasın
Sana sitem sözlerim asumanına kurşun
Pişman olmazsan eğer ahuzara kanasın
Çözemedim ben seni sırtımda vebal misin?
Yoksa mahkum edilmiş tuğumda Hilal misin ?
Küllenir feracesi kentin yangın sonrası
Kırlangıçlar küsse de bilmem ki ne fark eder
Zifirle puslanırken zalimlerin sofrası
İnsafsız fevvareler beni derde gark eder
Zulümle abad olmak berbatlıktır ahirde
Direnmek asalettir , sokak sokak şehirde
Unutma inmesi var tırmandığın yokuşun
Ben mi çok kötümserim yoksa sen mi fenasın
Korkmaz mısın sükutun idamı varoluşun
Artık tarafını seç , yani kimden yanasın
Güneşler mi üşüdü gölgesinde kininin
Beyazlar mı karardı suskusunda dilinin
İsimsiz coğrafyada çok uzak enlemdeyim
Artık terk ettim seni , süresiz eylemdeyim
Küredim benliğimin süveydasını
Ekim kamerinin ayça halinden
Yalnızlığın tortusu bazen yeter melâle
Yüreğim nasıl dayansın annem
Dilim nasıl sussun bu vebale..
Çağla hali güzeldir , akşamın ilk kızılı
Mevsimin ilk karı..
Şer suretli hayır kovalamak da güzeldir
Ah ne kadar acizim anne
Tutamıyorum baharı..
Ekimde ağlayamamak büyük başarı..
Varolmanın azabını kurcalıyorum
Anguvaz standart yaşam kuyusu
C/esaret arşivlerinde leylak kokusu
Bir yetim bakışlıda bocalıyorum
Geldi artık sır olmanın sırası
Benliği terkedişin sılası
"Bizliğe" yolculuğun kutlu macerası
Ardışık hüzünlerin otağı kalbim
Üzerimde nûn cilası
Farzımuhal
Önce hangisini okumalıyım,Hayvan Çiftliği mi,1984 mü?
Eğer zihin konforunuzu,güncel farkındalıklarla düşünsel hayatınızdaki haz duygusunu bozmak istemiyorsanız,hiçbirini okumayın derim.
Kabus bitiminde uyanmadan önceki gördüğünüz kabusun ayırdığında olarak yeni bir kabus görmeye başlamak gibi bu kitapları (hele ardı sıra) okumak.Sonuçta 21.yüzyılın ilk çeyreğinde bal gibi düşünce suçu işliyorsunuz (!)
Hatırlayatım “düşüncesuçunun kendisi ölümdür “(!).Bazen bir twit atarken , bazen bir barikatın arkasında ,bazen bir görüş kabininde ,bazen parmaklıklar ardında...
Hala hangisini önce okuyayım diyorsanız,Hayvan çiftliğini sonraya bırakın en azından distopik bir masaldan (belki) “sense of humor”unuz kaybetmemiş olarak çıkarsınız.Lakin bu iyimserliği ne kadar muhafaza edebilirsiniz emin değilim.
Hem belki Julia’nın 101. odasında yüzleştiği korkusunu da merak etmezsiniz..
(Sanmıyorum)