Önce hangisini okumalıyım,Hayvan Çiftliği mi,1984 mü?
Eğer zihin konforunuzu,güncel farkındalıklarla düşünsel hayatınızdaki haz duygusunu bozmak istemiyorsanız,hiçbirini okumayın derim.
Kabus bitiminde uyanmadan önceki gördüğünüz kabusun ayırdığında olarak yeni bir kabus görmeye başlamak gibi bu kitapları (hele ardı sıra) okumak.Sonuçta 21.yüzyılın ilk çeyreğinde bal gibi düşünce suçu işliyorsunuz (!)
Hatırlayatım “düşüncesuçunun kendisi ölümdür “(!).Bazen bir twit atarken , bazen bir barikatın arkasında ,bazen bir görüş kabininde ,bazen parmaklıklar ardında...
Hala hangisini önce okuyayım diyorsanız,Hayvan çiftliğini sonraya bırakın en azından distopik bir masaldan (belki) “sense of humor”unuz kaybetmemiş olarak çıkarsınız.Lakin bu iyimserliği ne kadar muhafaza edebilirsiniz emin değilim.
Hem belki Julia’nın 101. odasında yüzleştiği korkusunu da merak etmezsiniz..
(Sanmıyorum)
Yaklaşık bir haftada 1984 ün büyük bir kısmını ve hayvan çiftliğini üst üste okudum.İkisini ardışık okuyup bir de memleketin bazı ahvalini paralel düşününce insanın şaşırmaması zor.Bu iki kitabı üst üste okumak iki akrebi diri diri, yahut pimi çekilmiş iki el bombasını yutmak gibi Farzımuhal
Osmanlı'nın son dönemini,sosyal hayatı,hayatın ve şehrin belli kesimlerindeki ahlaki çöküntüyü anlamak istiyorsanız Peyami safa kilit rol oynayabilir.Nasıl Aytmatov okuyarak orta Asya , ikinci dünya savaşı ve komunizm hakkında detaylara vakıf oluyorsunuz işte öyle.
Yıllar önce üniversite zamanımda -evet itiraf ediyorum yer tezgahında satılan korsan versiyonlarını- okumuştum.Kitabın arkasındaki haritasına kadar planlanmış bu kurgu romanın filmini hiç baştan sona seyretmedim,bilmiyorum çok şey mi kaybettim.
Ah Henriette seneler önce okuduğum bu romandan arda kalan , içimde kalan sana dair bu kekrek hüzün.Vadideki zambağı iki kelime ile özetle deseler,henriettenin hüznü derdim herhalde