Yalnızdım ve korkmuyordum; iki elimi, iki gözümü, iki ayağımı, iki kulağımı, tüm duygularımı, bana dair bilinecek ne varsa, bilmediğim ne varsa, hepsini nasıl kendi gerçeğim kabul ettiysem, bunu da öyle kabul ettim. Yalnızlığım artık bir olguydu. Bu olgunun bir eki yoktu, bu ifadenin sonuna bir dipnot yıldızı kondurulamazdı. Ama'sı, ve'si yoktu. Bu dünyada yalnızdım.
Hangi özelliğim kusur kabul edildiyse, hangi özelliğim bana özgüyse, hangi özelliklerim elimde olmamaları bir yana, ahlaki birer zaaf da değilse, en çok o özelliklerimi tutkuyla, bağlılıkla sevdim.