" en fazla ıstırap veren duygular, en can yakan heyecanlar, aynı zamanda en saçma olanlardır: imkansız şeylere karşı, sırf imkansızlığın yarattığı istek, hiç var olmamış olana duyulan özlem, geçmişte olabilecek olana duyulan arzu, farklı olmamanın acısı, dünyanın var olduğunu görmenin verdiği tatminsizlik duygusu."
"en ufak bir hareket, kahramanca bir eylemde bulunmak kadar zor geliyor. en ufak bir hareketin bedelini, gerçekten yapmayı düşünsem hissedeceklerimi hissederek ödüyorum."
" soyut akla musallat olan bir yorgunluk var ki, en korkuncu o. fiziksel yorgunluk gibi insana ağırlık yapmaz, duyguların öğrettiklerinin verdiği yorgunluk gibi kafa karıştırmaz. sahip olduğumuz dünya bilincinin üzerimize çöken ağırlığıdır o, kendi ruhumuzla soluk alamaz oluşumuz."
"yaşamak zorunda olmanın dehşeti yataktan benimle birlikte kalktı. her şey gözüme boş göründü bir an ve içimden buz gibi bir ses, hiçbir derdin çaresi yoktur, dedi"
"Yolda bazı tavşan, keçi ve çakallarla karşılaşacaksın. Bunların tümü karşı yönden, yani senin gitmeye çalıştığın yerden geliyor olacak. İfadelerinden dehşet, öfke ve hatta nefret okuyacağın bu yaratıklar, sende tuhaf bir nostalji duygusu yaratabilir. Fazla takılma. Onların tepeye tırmanırken tavşan, keçi ya da çakal değil, tıpkı senin gibi insan olduklarını bilmen yeterli. Sadece artık hak ettikleri surete bürünmüşlerdir."