Bir çırpıda bitebilecek ancak bir o kadar da dağınık/kararsız ilerleyen bir eser. Klasikler dönemin tarihsel-felsefi-ahlaki-siyasi fenomenlerini içermesinden dolayı birer arşiv ve dönemsel kanıt izi sürmesi açısından kıymetlidir. Bu açıdan bu eser için söyleyebileceğim şey o dönemin komedi ve sanat anlayışıyla iç içe ilerlemesi. Başlığından dolayı, 'yanılgılar komedyası', daha çok gülümsemeyi umuyordum ancak belki türe olan yabancılığımdan belki de taa ortaçağdan kalma bir dialog bütününden dolayı pek eğlendiğimi söyleyemem. Sirakuzalı Dromio olmasa hiç çekilmeyecek bir eserdi benim için.
Özgürlük Nedir? Özgürlükten, kelimenin doğru anlamıyla, dış engellerin yokluğu anlaşılır: bu engeller, çoğu zaman, insanın dilediğini yapma gücünün bir bölümünü elinden alabilirler; fakat, kendisine kalan gücü, muhakeme ve aklının emrettiği şekilde kullanmaktan alıkoyamazlar.
Algıladığımız şeyin doğası aynı olsa bile; farklı bünyeler ve görüşler nedeniyle, ona ilişkin algılarımızın çeşitliliği, her şeye, farklı duygularımızdan bir renk katar. Dolayısıyla, bir insan düşünürken sözcüklere dikkat etmelidir; sözcükler, onların düşündüğümüz doğasının anlamı yanısıra, konuşmacının doğasını, kişiliğini ve ilgilerini de ifade ederler; erdemlerin ve kötülüklerin adları işte böyledir; birinin 'bilgelik' dediğine başka biri 'korkaklık'; birinin 'vahşet' dediğine başka biri 'adalet"; birinin 'ciddiyet' dediğine baska biri 'aptallik' diyebilir, vs.
Çünkü sözcükler bilge insanların araçlarıdır, sadece onlarla düşünebilirler: fakat sözcükler, onları bir Aristoteles'in, bir Cicero'nun veya Tommaso'nun veya bir başka bilginin otoritesiyle ölçen aptalların harcadığı paradır aynı zamanda.