İpek

İpek
@Ippeks
Gözyaşı ile yıkanan yüzden daha temiz bir yüz olamaz.
" O bunu bir hak diye yapıyor. Sen kendi cebini karıştırırsan saygısızlık mı etmiş olursun? Biz onların ceplerinden farklı bir şey değiliz. Ellerini uzatıyorlar ve bizi karıştırıyorlar. Ağzınızı açın, dişlerinizi sayacağım dese, ağzını açmaya, dişlerini saydırmaya mecbursun. "
Sayfa 21·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Nihayet bu korku, bu görülmemiş korku onda o kadar büyüyor ki, ölümden kaçağı yerde ölümün kucağına atılıyor."
Sayfa 17·Kitabı okudu
Tesadüf mü yoksa planlı mı?
Tesadüflerin getirdiği derin bir bağ mı daha tehlikeli, yoksa insanın bilerek sevmeyi seçmesi mi? Sadece düşünün. Herhangi bir gün. Saatin, havanın, o anın hiçbir önemi yok. Her zamanki yerdesiniz. Hep gittiğiniz, her köşesini bildiğiniz bir yer. Ama o gün küçük bir fark var: Daha önce hiç fark etmediğiniz biri. Zaman geçiyor. O kişi sürekli karşınıza çıkıyor. Aynı sokak, aynı durak, aynı kalabalık… ama o hep orada. Beyniniz sizinle oyun oynuyor sanki. “Onu zaten görüyordun, sadece yeni fark ettin” diye fısıldıyor. Ama içinizde bir şey bunun daha farklı olduğunu söylüyor. Ve gün geçtikçe, o yabancı tanıdık olmaya başlıyor. Yürüyüşünü biliyorsunuz mesela, fark etmeden. Gülüşünü tahmin edebiliyorsunuz. Sanki daha önce yaşamışsınız bu anları. Sonra bir gün, biri cesaret ediyor: “Biz daha önce tanıştık mı?” Cevap hayır. Aslında hiç tanışmadınız. Ama o an… sesi ilk kez duyduğunuzda, yanınızda durduğunda, kokusunu hissettiğinizde… neden bu kadar tanıdık geliyor? Çünkü bazen insan, tanımadan da sever. Öğrenmeden de bilir. Ve oradan bir hikâye başlar. Gün geçtikçe büyür, derinleşir. Sonu da güzel biter belki. Mutlu son. Ama aynı hikâyeyi tekrar düşünün. Aynı yerler, aynı karşılaşmalar, aynı bakışlar. Tek bir farkla: O tesadüf sandığınız her şey aslında planlanmış. O kişi sizi uzaktan izlemiş. Nereye gittiğinizi öğrenmiş. Karşınıza çıkmak için yollar çizmiş. Siz “kader” derken, o adım adım yaklaşmış. Seviyor mu? Evet, belki gerçekten seviyor. Hem de çok saf bir şekilde. Ama yine de bu sizi korkutmaz mıydı? Bir an durup şunu düşünmez miydiniz: “Ben onu mu sevdim, yoksa bana gösterilen bir düzeneği mi?” Belki bir süre dışarı çıkarken bile tedirgin hissedersiniz. Belki hiçbir şey olmamış gibi devam edersiniz. Ama içinizde küçük bir şüphe hep kalır. Çünkü bazı bağlar kalbi yorar,
Alıntı
Anlatamadığım çoğu şeyi içimde yaşıyorum. Kimseyle gerçekten oturup dertleşemiyorum. Çoğu zaman hatayı yapan benmişim gibi görünüyor ama aslında bir noktada birikmiş şeylerden kaçmak için aniden çekip gidiyorum. Bu yüzden bazen fevri davranıyorum. Benim en büyük lanetim belki de her şeyi biriktirmek. Sadece eşyaları değil; anıları, kağıtları, stickerları, alındığım sözleri… hatta düşüncelerimi bile biriktiriyorum. Aşırı düşünmeyi bile içimde saklıyorum. Belki beni anlayamazsınız. Çünkü bazen ben bile kendimi anlayamıyorum. Ben anlaşılmak istiyorum, kendi ellerimle ittiğimde bile gelsinler yanımda kalsınlar istiyorum. Yanlış anlaşılmasın bu bir bencillik değil ben birilerinin bana ne kadar değer verdiğini öğrenmeye çalışıyorum. Genelde değer görmüyorum.
Duygu ve Düşünce
Her şeye gereğinden fazla anlam yüklemek
Bazen bir bakışın içinde saatlerce kayboluyorum. Söylenen bir cümlenin altını üstünü, öncesini sonrasını düşünürken buluyorum kendimi. İnsanların belki farkında bile olmadan söylediği şeylerde, ben gizli bir anlam arıyorum. Sanki her kelimenin arkasında başka bir hikâye varmış gibi. Belki de sorun şu: Ben her şeyi olduğu gibi bırakmayı pek beceremiyorum. Çünkü bazı şeyler bana göre sadece “olan” değildir. Bir suskunluk bazen yüzlerce cümleden daha çok şey anlatır. Bir bakış bazen bir paragrafın yerine geçer. Ama bazen de düşünüyorum.. Belki bazı şeyler gerçekten sadece olduğu kadardır. Ne daha fazlası ne de daha azı. Yine de içimdeki o taraf susmuyor. Her şeyi biraz daha derinden görmek daha da deşmek isteyen tarafım. Belki bu yüzden bazı şeyler beni daha çok yoruyor, ama aynı zamanda daha çok hissetmemi de sağlıyor. Belki de mesele fazla anlam yüklemek değil. Belki mesele, bazı insanların dünyayı biraz daha derinden görmesidir. Her şeyi derinden anlamaya çalışan insanları yargılamayın lütfen onları az da olsa anlayın çünkü kafaları çok dolu ve inanın bazen kendilerini bile bulamaz hale geliyorlar.
Duygu ve Düşünce