Ayfer Tunç’un yalnızlık, hastalık ve ölüm kokan romanı. Okuyacakları şimdiden uyarayım, kasvet düzeyi oldukça yüksek bir roman. Yine de Ayfer Tunç’un güçlü kalemi için okumaya değer diye düşünüyorum.
“Tabii ki alacağız. Tabii ki alacağız, ekmek önemlidir çünkü. Ne kadar mutsuz olurlarsa olsunlar, aileler için sofraya konulan ekmek hayatın iplerinin hâlâ elde tutulduğunun kanıtıdır. Dağılmadık, bitmedik, bu soframız, bu ekmeğimiz, biz aileyiz, beraberiz demektir. Biz de dağılmadık, bitmedik, biz de hâlâ bir aileyiz…”
“Bütün mümkünlerin kıyısındayız. Hayat her türlü bitişin bir araya gelmesinden oluşan bir akıştır, bir şey biter, bir şey başlar, böyledir bu.”
“İnsan zamanın nereden dağılmaya başlayacağını bilemiyor. İnsan hayatının nereden, nasıl ve ne zaman dağılacağını tahmin edemiyor..”
“Oysa ben kelimelere ve anlamlara yakındım. Ölçülebilir bir birimi olmayan duygularla ilgiliydim.”
“Büyümek hayatın mazeretlerine inanmaktır, hatta hayata devam etmek için yeni mazeretler bulmaktır.”