Book Heaven

Puan vermedi·405 syf.·
2024 3. kitabı
Grange'in öncesinde muhabir oluşu ona ulusları ve toplumları iyi tanımasına ve onlar hakkında bilgi sahibi oluşuna yol açtığını Grange severler bilir. Kurtlar İmparatorluğu'nda da Türkler hakkında bilgisini konuşturmuş. Kitapta Fransa'da başlayan hikayemiz Türkiye'de noktalaniyor. Özellikle Türkiye'nin yakın tarihine ilişkin bilgilerle süslü, oldukça sürükleyici, başlangıcından itibaren hız kesmeyen bir polisiye okumak istiyorsanız tereddütsüz tavsiye ediyorum. #alintilar "Bir erkeğin bir kadını kendine örnek alması Türkiye’de pek sık rastlanan bir şey olmasa gerek" "O dönemde Türkeş şöyle demişti: 'Ben hapisteyim, ama fikirlerim iktidarda.' " "Kötülüğün ne olduğunu bilmeden nasıl kötülükle mücadele edebilirsin? . Düşmanının üstün taraflarını bilmeden nasıl düşmanını tanıyabilirsiniz ?" "Yeşil denizlerde dolaştım, . Taş duvarları, karanlık gözçukurlarını kucakladım. . Kar kaplı yamaçları okşadım, . Pembe renkli kum gibi serpiştirilmiş" "Lazlar, diye açıklamıştı Rakam, Türkiye'nin kuzeydoğusunda yaşayan Karadenizliler. Savasçıdırlar, kavgacıdırlar. Mustafa Kemal bile kendi muhafızlarını onlardan seçermiş.Efsaneleri çok eskiye dayanıyor. Yunan mitolojisine göre Kolhis'te Altin Post'u koruyanlar onlarmış." "Onlar Türk ırkını koruyorlar, Yüzbaşı. Soylarının, saf ırklarının bekçiliğini yapıyorlar. İçlerinden bazıları, bu dişi kurdun, Asena'nın oğulları olduklarına inanıyor. Umarım bu adamlar Paris'te değillerdir, umarım yanılıyorsunuz dur. Çünkü onlar sıradan insanlar değillerdir. Uzaktan veya yakından, tanıdığınız hiç kimseye benzemezler." "- Turan’ın manası ne, nedir Turan? - Bir tür düşsel imparatorluk. Orta Asya’da yaşayan bütün Türk halklarını tek bir yurt, tek bir bayrak altında birleştirmeyi hedefleyen siyasi görüş... İşte Bozkurtlar da bu kayıp kıtanın
Kurtlar İmparatorluğuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202010,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.·
2024 2. kitabı
Sorgulanmamış yaşam, yaşanmaya değmez. İrvin Yalom bu kitabında bizi hayatı sorgulamaya ve ölümle yüzleşmeye davet ediyor. Yeterince iyi ve tatminkar bir hayat yaşamamanın ölüm anksiyetesini arttırdığını ifade eden Yalom' a göre hayatımızı anlamlandırmak için hiçbir zaman geç değil. Ölüm gerçeğiyle yüzleşmeden aslında karanlık, kapalı yer fobisi, panik atak gibi psikolojik sorunlarımızla yüzleşemeyiz. Yalom, ölüm konusunda Epikurosçu: biz varken ölüm yok, ölüm geldiğinde de biz olmayacağız, görüşünde. Yalom, ölümü nihai bir yok oluş olarak gördüğü için anlamlı ve dolu geçirilen yaşamın sagaltıcı etkisinden söz ediyor. Tüm kitapsever dostlarıma okumalarını tavsiye ediyorum... #alintilar "Ya kendi acım? Cevabım acı duyacak bir "ben"'in olmayacağıdır. Epiküros'un vardığı sonuca katılıyorum:" Ölüm varken ben yokum."Korku, üzüntü, keder, yoksunluk yaşayacak bir ben olmayacak. Bilincim yok olacak,Işıklar kapanacak.Epiküros'un simetri iddiası da beni rahatlatıyor: Ölümden sonra doğumdan önceki var olmama hali olacak.." "Hayat ne kadar yaşanmamışsa ölümden o kadar korkarsınız. Nietzsche iki kısa sözde bu fikri etkileyici bir sekilde ifade ediyor: " Hayatınızı mükemmel hale getirin ve doğru zamanda ölün" "Birini kaybetmek, bu ister ölümle ister ayrılıkla olsun, yalnızca birini kaybetmek demek değildir. Onda gördüğümüz, onunla ilişkimizde ortaya çıkan kendimizi de yitirmektir. Bu yüzden biri hayatımızdan gittiğinde onunla birlikte bizden de bir şeyler gider. Ayrılıkta ve ölümde kişinin vücudundan bir parça kopmuş, bir yanı eksilmiş gibi acı çekmesi bundandır. Bir kaybın ardından herkes sebebini bilemediği bir öfke ve hayal kırıklığı yaşar. Hiç gitmeyecek sandığının yokluğuyla yüzleşmek, geride kalan için kolay katlanılabilir bir acı değildir. O acıya, bir isim ya da tanı
Güneşe Bakmak Ölümle YüzleşmekIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20173,387 okunma
Puan vermedi·312 syf.·
2024 1. kitabı
İrvin D. Yalom, varoluşçu terapinin efsanevi temsilcisi..Defalarca okuduğum bu kült eseri de insan ruhuna yolculuk yaptığı bu alana ilgi duyan herkese hitap eden bir eser. Özellikle ölüm kaygısının yaşamı nasıl şekillendirdiğine ilişkin psikoterapi öykülerinden oluşuyor. Yalom' un terapi teknikleri bütün açık yurekliligiyle alanda çalışanların istifadesine sunulmuş. Bize de okumak düşüyor. "Anne veya babayı ya da çok eski bir arkadaşı kaybetmek çoğu kez geçmişi kaybetmektir: ölen kişi çok eski dönemlerin değerli olaylarının yaşayan tek tanığı olabilir. Ama bir çocuğu kaybetmek geleceği kaybetmektir: kaybedilen, kişinin yaşam projesinin ta kendisidir ne için yaşadığı, gelecekte kendini nasıl tasarladığı, ölümü aşmayı nasıl umut edebileceğidir (insanın çocuğu aslında onun ölümsüzlük projesidir). Bu durumda, mesleki dilde, anne babanın kaybı ”obje" kaybı” (”obje” insanın iç dünyasının oluşumunda etkili bir rol oynamış olan kişidir) iken çocuğun kaybı ”proje" kaybıdır (yaşamın yalnızca nedenini değil nasılım da ortaya koyan belli başlı , düzenleyici yaşam prensibinin kaybı). Bu durumda çocuk kaybının katlanılması en güç kayıp olmasına, birçok anne babanın beş yıl sonra hâlâ yas tutuyor olmasına, bazılarının hiç bir zaman kendilerine gelmemesine şaşmamak gerekir." S.158
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma